Kitabımız Zweig'in bu zamana kadar okuduğum kitaplarından çok farklıydı. Bu kitabı diğerlerinden ayıran özelliği diğer kitaplar gibi novella, öykü, roman veya biyografi tarzında olmaması. Kitap Zweig'in beş menkıbesinden üçünü barındırıyor. Menkıbe ya da diğer ismiyle dini hikaye, olağanüstü olayları anlatan, bir ideale kavuşmak için örnek teşkil edecek öykülerdir. Kitaptaki üç öyküde de insanlar huzuru, barışı, tanrıyı ve kendilerini arıyorlar ve bu arayış sırasında kendi yaşamlarını sorguluyorlar.
Kitabın adını da taşıyan ilk hikaye Rahel Tanrı'yla Hesaplaşıyor; Yakup'un Rahel ile tanışmasını, dayısının yanında kaldığı sürede ona aşık olmasını, onunla evlenebilmek için 7 yıl çalışmaya razı olmasını ve şaşırtıcı bir sonu barındırıyor.
İkinci hikaye Üçüncü Güvercinin Hikayesi kutsal kitaptaki Nuh Tufanı'ndan esinleniyor. Nuh suların çekilip çekilmediğini öğrenmek için önce bir kuzgun gönderir. Kuzgun yeri dönmez. Sonra bir güvercin gönderir. Güvercin konacak yer bulamayıp geri döner. Yedi gün sonra güvercini tekrar salar ve güvercin gagasında yeni kopmuş bir zeytin dalı ile gelir. Nuh suların çekildiğini anlar ve yedi gün bekleyip güvercini tekrar gönderir. Bu kez güvercin geri dönmez. Çünkü tufan sona ermiş, dünya barışı, huzuru bulmuştur. Ancak Zweig'in öyküsündeki üçüncü güvercinin geri dönmeme nedeni tam tersidir.
Üçüncü öyküde Ölümsüz Kardeşin Gözleri tüm savaşların bir cinayet, öldürmenin en büyük suç olduğuna inanan yazarın haksızlık yapmadan, suç işlemeden, günaha girmeden yaşamak mümkün müdür sorularını sorar ve sayfaları geçtikçe cevaplanan sorular ve soruları oluşturur.
Felsefe ve ahlak yönünden derin anlamlar taşıyor. Kitabı okurken çok keyif aldım. Herkese iyi okumalar.