Kısa, yalın, güçlü, dokunaklı:edebiyat.
9/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2022 129. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2022 13:01
Çocuk Fournier’in gözünden baba Fournier anlatımı. Öncelikle, bu çocuk gözünden yazılıp da, koca adamların konuşuyormuş gibi olduğu kitaplardan değil. İyi ki de değil. Yoksa; Herkesi güldüren, herkesle mutlu olan, dışarıda kibar ve saygın, iyiliksever ve duygusal olup, evde sevgisizlik timsali olan o iğrenç adama tahammül edemezdik. Her an fiziksel olarak var olabileceğine inanılan psikolojik şiddetten, korkunun gölgesinden sağ çıkamazdık. Bu kadar ağır meseleler, çocuk dünyasında kazandığı biçimle yansıtılmasaydı, bu kitabın kapağı hiç gülümsemeden kapatılmış olurdu. Daha da kötüsü, bu kitap, bir yazar tarafından sadece okuyanın yüreğini yiyip tükürmesi maksadıyla kaleme alınmış olurdu ki, yazarının değerinden bir şeyler eksilirdi. Basit cümleler, olması gerektiği kadar detay, biraz mizah biraz keder, kısa, yalın..ama buna rağmen kötü babalar ve küçük çocuklarla ilgili tüm hikayeler gibi duygu yükü çok ağır bir kitap. Eski alışkanlık, sıyrılamıyorum, bir slogan koymadan şuraya, gidemiyorum: Herkes ebeveyn olmamalı. Ve evet, Fournier’le tanıştım bu kitapla. Kendisine daha çok filtre kahve demlerim. Çeviri: Zafer Demez Kapak Tasarımı:Nahide Dikel
Edebiyat
Asla Kimseyi Öldürmedi Benim BabamJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
··1 alıntı·
4.971 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Emelciğim, kalemine sağlık. Bir katkı da ben yapmak isterim naçizane sonuna kadar katıldığım hepimizin fikrine tercüman slogana; Bir hata yapip “herkesin” cocuk yaptigi senaryoda, ki durum su an o noktada, bari o sayı 1 olarak kalsın da ne cocuklara yazik olsun ne topluma yeni belalar kazandirilsin. Yazik ya…Yap, sokağa at olmamalı; insan bu. Saksıya da suyu döker, bitki boyunu uzatırsın. Buyutmek ile yetistirmek arasindaki farkı kavrayamayan bir tür insan. Her ülke toplumu icin bu gecerli iste kitapta da goruluyor.
Emel Keleş
Gönderi Sahibi
Tuba Kabakçı bizim gibi gelenekçi bir toplumda aşılması çok zor bir şey diliyoruz belki ama, insanlara artık dünyadaki tek ve vazgeçilmez işlevinin üremek olmadığını kavratmakla başlıyor bu. Ee ne zaman evleniyorsun, evlendin ee çocuk yok mu diye kurulan toplumsal baskıdan kaymaklı, tamamen ezberden çocuk yapmalıyım diye düşünüyor insanlar. Artık böyle bir gereklilik yok. Eğer gerçekten istiyor muyum diye bir düşünseler keşke. Yoksa bir iki fark etmiyor. Mutsuz, çocukluğundaki travmaları aşamamış yetişkinler ordusuyuz.