Aşıklar BayramıBabamın BağlamasıKemal Varol “Fakat insanın içinde yarım kalan her şey bir ukdedir.Tamamlanmayınca tamamlanmıyordu insan.Kolu kanadı kırık kalıyordu.”
Ağıtçı Kadın, Heves Ali ve Yusuf..Üçü de “tamamlanmayan hikayelerin” üç başkahramanı.
Ucunda Ölüm Var-Aşıklar Bayramı-Babamın Bağlaması Kemal Varol’un hüzün dolu üç, yol ve arayış hikayesi.Üç kitap boyunca da Dicle ve Karasu içinizde yollar boyu akıyor,Kars ışıldıyor,Arguvan ve Arkanya’nın çamuru Diyarbakır’ın kara sisi içinize yapışıyor.Yazarın sakin,sade,dokunaklı bir dili var.Ağıtçı Kadın’ın şehirler boyu Heves Ali’yi aramasıyla başlayıp Heves Ali’nin Yusuf’un kapısında belirmesiyle devam eden;sonunda ise yarım kalmış bir “ba”ve sevgisi,Yusuf’un haykıramadığı öfkesinin yerine geçen yas ile devam ediyor bu üçleme.”O içli kuyunun dibindeki Yusuf”un babasını mezara koyduktan sonra eksik hecesini tamamlayıp tamamlanmasının hikayesi..
Kemal Varol bu üçlemede şair oluşunun getirilerini çok güzel, tam dozunda değerlendiriyor.Şairane bir anlatım diyemem ama her bir kitabın son sayfasını içinizde bir düğüm,boğazınızda bir yumruyla kapatıyorsunuz.Sonuçta hepimiz sevmeyi bilmeyen,sevgisini göstermeyi acizlik sanan bir neslin çocuklarıyız.Dolayısıyla Yusuf’un acılarını da ta içimizde hemen hissediyoruz.Aynı hikaye başka bir kalemin elinde sizi darmaduman edip hüngür hüngür ağlatabilirdi.Ama yazarın bırakmak istediği etki belli ki o düğümü yakalamak.Ve bunu ustaca başarıyor.
Şairliğinden faydalanışının bir başka yönü de kitapların bölümleri arasındaki geçişler ve bölüm başı alıntıları.Fante’den Yunus Emre’ye, Mevlana ve Şems’e;Cemal Süreya’dan Gülten Akın’a, Calvino’ya;Borges,Nobakov,Camus ve Lacan’a uzanan çok geniş bir pencereden baktığını görüyoruz yazarın.Ben dönüp birkaç kere sadece bu alıntıları okudum ve bölüm başlıklarıyla ve içeriğiyle uyumuna baktım.Bölüm sonları da hep vurucu birkaç cümleyle bitiyor. Bu anlamda kitapların kurgusunu çok beğendim.
Kitapların içeriğiyle ilgili çok ufak bir bilgi vermek pahasına kitaplarla ilgili tek bir eleştirim var,dileyen bu paragrafı atlayabilir.Yol ve yolculuklar her kitapta o kadar çok yer kaplıyor ki, karakterler sürekli yoldalar, okuyucunun çok merak ettiği birçok nokta ya aydınlatılmıyor ya birkaç cümleyle geçiştiriliyor.Heves Ali’nin hayatına sığdırdığı, hepsini de “yarım” sevdiği onca kadının ve Ağıtçı Kadın’ın hikayesi bir sayfa dahi olmadan önemsiz bir şeymiş gibi geçiştiriliyor.Ya da Yusuf’un işkence görmesi,siyasi eylemleri vs bunlardan hep bahsediliyor fakat detaylıca aktarılmıyor hiç.Yusuf’un Aylın’a olan aşkı,kavuşma arzusu yine etkili bir sona bağlanamıyor.
Üçlemenin son kitabı olan Babamın Bağlaması’nı okurken ben sürekli şunu düşündüm:En sevdiklerimi kaybedersem ne olacak?Ağıtçı Kadın’ın dediği gibi “İnsan başkasına ağlamaz ki hiç,hep kendine ağlar.”Heves Ali’yle en sevdiğinizi, belki hikayeleri gibi babanızı,mezara koymuş gibi oluyorsunuz,Yusuf’la yasını tutmuş gibi.Yaşanmamış bu hayatları,Yusuf İle Heves Ali’nin birbirlerini kopyalayan kaderlerine bir ağıt yakarken siz de, fonda “Sultan Suyu”çalıyor.
Pessoa’dan sonra bana çok iyi gelen bir okuma oldu. Okuduğunuzda siz de bir yola çıkacak ve döndüğünüzde başka bir yerden devam edeceksiniz.Sevgiler..