Gönderi

Okuduk da ne Düzelti
Puan vermedi·244 syf.··
Beğendi
·
2022 95. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2022 08:41
Genç iken aşırı karizmatik olduğunu düşündüğüm ve gerçekten sözcükleri vurgulamak konusunda cambaz tiplemesini uygun gördüğüm Thomas Bernhard'ın en önemli eseri olarak görülen Düzelti ile ilgili incelememe şunu söyleyerek başlamak isterim, aslında daha çok Bernhard'ın sözcülüğünü yaparak: bütün uğraşlarınız, ne derseniz deyin ve ne kadar karşı çıkarsanız çıkın, en nihayetinde hiçbir yere çıkmayacaktır. Kitap boyu karışık ve altı çizilen "özel" sözcüklerden oluşan Roithamer'a ait kimi karalamalarda ve günlük notlarda temelde tam olarak bu yukarıda söylediğim cümlenin anlatılmaya çalışıldığına dikkat çekmekle birlikte, söz konusu bu notların yazar tarafından uygun görülmüş sıralamaya tabi tutulduğunu ve bir o kadar Bernhard'a özgü dili ve anlatımı ile pekiştirildiğini görünce kitabın ortasına doğru gözlerde bir yorgunluk olabiliyor gerçekten çünkü Bernhard paragrafları pek sevmiyor ve paragrafın olmaması okura bir "durak" hissiyatının geçmesine de engel oluyor tabi ki. Duraktan bahsetmişken, evet, bu kadar uzun cümle kurmayı da Bernhard'dan öğrenmiş olabilirim, diyeceğimi zannettiniz ama hayır ben hep böyleydim. Aslında hiç sevmiyor paragrafları bu arada, evet. Bir kitabını dahi okuyan bilir ve beni de destekleyebilir ki, Bernhard paragraf kullanmayarak kendince bir yazı stili oluşturmuş olduğunu düşünmüş olabilir yazarlık hayatında. Yani tek bir paragraftan oluşan işte bu kitapta Roithamer'ın hayatındaki kimi kırılma noktalarını, o hassas düşünce yapısını ve duygu dünyasındaki kendine bile neredeyse sürekli üstü kapalı ve kaçamak şekilde ifade ettiği yalnızlığını okuyacağız. Ne yazık ki, bu baş karakterimizin intihar edeceğini bilerek ama... Sonunda intihara giden bir kişinin düşüncelerindeki gidişatı ve evrilişleri, özellikle kimi anlarda intihardan kaçmak için bir sebep ararken nasıl bir çaresizlik içine girdiğini okurken hayli etkilendim. Ama acaba sadece çaresizlik olarak mı görülmeliydi bu? Bernhard'ın intihara en az Roithamer kadar yaklaştığından aslında pek şüphem yok dersem sanırım yanılmış olabilirim çünkü onun her an "bunu yapmış olmak, hiçbir yere çıkarmaz" diyebilecek biri olduğunu da düşünüyorum ama bir yandan yanılmış olmayabilirim de fakat emin olduğum bir şey var ki, intihara giden sürecin bu kitapta ifade ediliş biçiminin alkışlanası bir yetenek olduğu... Bana göre bu, su götürmez bir gerçek. Yaşadığımız bu günlerde ve yaşamakta olan neslimizde artık sanırım kaçınılmaz olan şey şudur ki: intiharı bir kez olsun aklından geçirmek... Sürekli bunu geçirmek, intihar düşüncesinin içinde yüzmek, neredeyse gerçekten batana kadar debelenmek ve bir anda ustaca bir soytarılıkla yaşamaya ve günlük telaşlara, sanki markete ekmek almaya gitmişsin de, para üstünü almayı unutmuşsunun aptallığı ile dönen uyku sersemi biri edasıyla, öylece bir basitlikle kaldığı yerden devam edildiğinin eleştirisini okuduğumda bu yaşıma kadar içine daldığım intihar düşüncelerimi daha doğrusu intihar için gösterdiğim dayanaklarımı, intihara yeltenmelerimi ve intiharın kıyısından dönüşlerimi, kendimce çıkmaz noktalarım olarak gördüğüm anlarımı anımsadım ve evet, ben de büyük bir soytarı olma potansiyeli taşıyorum, birçoğumuz gibi. Noktayı sanırım yine geç koydum, pardon bu arada. Yani uzun lafın kısası, aslında "Bernhard karakteriyse uç bir karakterdir" gibi genel bir yargıya nazaran ben aslında Roithamer'ın neredeyse her yerde ve birçok insanın içinde en basit manada "bastırılan bir ses" olduğunu düşünmekteyim, ki bu genel yargıda bulunanlar arasında ben de vardım yakın bir zaman öncesine dek ama bu sefer öncekinden farklı olarak şunu fark ettim ki, Bernhard uç bir karakter yaratma çabasından ziyade, her yerde karşılaşabileceğimiz karakterlerin kendi iç dünyasında nasıl uç noktalara kadar gidebildiğini ve gidebileceğini ifade ederken, oldukça kompleks duygusal yoğunluğu ise anlatılabilecek en basit düzeyde anlatarak ilk başta "uç bir karakter" olduğu yanılgısına düşürüyor okuru ama Bernhard'ı birkaç kez veya birkaç kitabını okuyunca, hatta belki sadece bu kitabını okuyunca bile ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır bence. O kadar uzun lafın kısası da böyle oluyor işte. Yazarken eğleniyorum, evet. Tamam ikna oldum, daha yeni Bernhard okumuş olmamın büyük bir etkisi olduğu daha net görülmeye başlandı... Aslında bu da bir nevi incelemeye özgü bir durum, kitabı okumak tercih edilirse ne gibi bir şeyle karşılaşılacağını tekniksel olarak göstermiş oluyorum... Yukarıda küçük bir soru işareti bırakmıştım: "intihardan kaçmak için sebep aramanın çaresizlikle ilişkisiyle ilgili" Şu yüzden böyle bir şey yapmak istedim, aslında bence Bernhard burada okurda ters köşe etkisi yaratmak istiyor. Şöyle ki, birçok kitabını okudum Bernhard'ın ve kendi zihninde ciddi manada yer edinmiş düşünceleriyle ilgili fikirlerim de var tabi ki ve Bernhard'a göre insan kesinlikle bencildir. Ne yapıyorsa kendisi için yapar, kendisi aksini düşünüyor olsa bile bu böyledir fakat eğer kitabın açıklamasına gidecek olursanız karakterin kız kardeşi için yapmış olduğu koni inşaatından bahseder ve notlarında da gereğinden fazla bu koni inşaatını sırf kız kardeşinin mutluluğu için yaptığını sürekli dile getirir. Burada karakterin "sevdiğim birinin mutluluğu için" gibi ardına saklanmış olduğu sebeplere karşı yine keyifli bir irdeleme mevcut. Böyle bu kadar psikolojik odaklı bir kitap değil elbette, ayrıca ben de intiharın sosyal bir olgu olduğunu düşünenlerin tarafındayım. Bernhard'ın da büyük ihtimalle öyle olduğunu Roithamer'ın etrafında gelişen olayların ve çevresindeki kişilerin etkisini anlatışından ve yazarın ayrıca olarak değindiği "sosyal kurumlara" olan eleştirilerinden görebilirsiniz. Bu kitabı niçin okumalısınız bilmiyorum ama bence Bernhard'ı okumak bana çerezlerin içindeki en büyük fıstığı yemek gibi geliyor, çok keyifli... İntihardan bahsediyorsun, ne keyifli diyebilirsiniz ama böyle sürekli konuşsa bile susmasını hiç istemediğiniz biri var mı, oldu mu hiç hayatınızda? İşte benim için Bernhard o anlama geliyor. Belki sizin için de öyle olabilir, o yüzden şans vermek için okuyabilirsiniz. Okurken yorulmuş olsa dahi gözleri buraya kadar yetişmiş olanlara teşekkür ediyorum, umarım vakit kaybı yaşatmamışımdır, iyi okumalar :)
Edebiyat
DüzeltiThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2018182 okunma
·
457 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Burcu
Gönderi Sahibi
30lu yaşlar da "genç" yaşlardır arkadaşlar... Karizmatik biriyseniz 40 yaşına kadar gider bu