·376 syf.····Okunma: 08 Ekim 2022 15:17 Eylül ile çoğu okurun yolu deneme sınavlarında çıkan "Türk Edebiyatı'nın ilk psikolojik romanı hangisidir?" sorusuyla kesişmiştir sanırım... Uzun yıllar önce benim de öyle olmuştu. Eseri bu defa sesli kitap olarak dinledim ve gördüm ki eserin içeriği kadar seslendirenin üslubu da eserin yıldızını parlatan önemli etmenlerden, bu bağlamda Pınar Kundakçı Temel hanımefendiye minnettarım.
Eseri bitirdikten sonra künyesi ve üzerinde yazılanlar hakkında biraz araştırma yaptım. 1900'de Servet-i Fünun dergisinde tefrika edilmeye başlanıp 1901'de roman haline getirilen Eylül üzerine yapılan tartışmalardan bir kısmı yazarın "esinlendiği" eserler üzerine olmuş... Halit Ziya ile olan dostluğu, onu üstadı olarak görmesi üzerine de epey yazılıp çizilmiş dedikten sonra içeriğe geçelim: Eserde ilk bölümler Süreyya'nın bakış açısı ile anlatılırken yavaş yavaş Necib ve Suat'ın dünyasına doğru bir kayış söz konusu. Psikolojik tahlil yoğunluğuna rağmen sıkılmadan, keyifle dinledim...
Ve Eylül. Bir mevsimin bitişi olsa da yeni bir mevsimin başlangıcı aynı zamanda. Belki finaldeki yangının gelişmesine dair detay biraz daha fazla olsaydı diye düşündüm fakat sanırım yazar burada bizlerin hayal gücünü de çalıştırmak istemiş.
"Kimler okumalı?" sorusuna cevabım: Çok karamsar dönemlerde okunmaması elzem olmakla birlikte insanın iç dünyasına dair okuma yapmayı sevenler için biçilmiş kaftan şeklinde olacak. Satır aralarındaki İstanbul tasvirleri de iç açan güzelliklerden.
İlerleyen yıllarda tekrar okur muyum bilmiyorum ama yazarın başka eserlerini de dağarcığıma katmak için sabırsızlanıyorum.