Merhabalar sevgili kitap dostları
Çok sevilen bir yazarımızla haftaya giriş yapıyoruz. “Sabahattin Ali”
Güzel adamlar güzel sever derler ya Sabahattin Ali bu sözün ete kemiğe bürünmüş hali gibi.
Hadi kitabımıza geçelim.
Bir yazarı tanımanın en iyi yolunun eserlerinin yanı sıra kaleme aldığı günlükleri ve mektuplarının olduğu söylenebilir. Çünkü bunlar bir yazarın kalbine ve ruhuna açılan bir pencere gibidir. Haberleşme araçlarının çok kısıtlı olduğu yıllarda yaşayan yazar ve şairlerin sevdikleriyle yapmış mektuplaşmaların çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.
Kitabı okurken Sabahattin Ali’yle seviniyor, üzülüyorsunuz ve onunla siz de umuda kapılıyorsunuz.
Ailesini geçindirmek için çektiği gurbet acısını, özlemlerini ve katlandığı sıkıntıları okudukça içiniz burkuluyor ve hüzünleniyorsunuz. Her bir satırı, sevgi, aşk ve özlem kokan bu mektupları okurken, ben de kitabı daha önceden okumuş birçok okurun dediği gibi, keşke mektupların yazıldığı Aliye hanım ve kızı Filiz’in mektupları da yayınlansaydı dedim. Canım Aliye, Ruhum FilizSabahattin Ali