Emmanuel Bove'un Samuel Beckett ve André Gide gibi yazarlara da ilham vermiş olan 1924 tarihli ilk romanı Arkadaşlarım'ı severek okudum...Savaş gazisi Victor Bâton'un mütareke yıllarının fakir Paris'inde,istisnasız her gün o köhne evinden eski püskü kıyafetleriyle çıkarak yalnızlığını paylaşacağı bir arkadaş arama macerasına,maceralarına(macera diyorum mutlaka başına bir şey getirmeyi başardığı için) güldüm,üzüldüm,sinirlendim...Yalnızlık seçimimiz olduğunda bizi mutlu eder,iyi hissettirir,rahatlatır...Yalnız bırakıldıysak,ya da yalnız kalmak istemezken sürekli yalnızlığa sürükleniyorsak peki??
Her başarısız sonuca rağmen ertesi güne yeni bir umutla başlayabilecek kadar hayalperest,biraz yüzsüz,biraz çocuk,biraz saf ama en cok yalnız Baton'un günübirlik arkadaşlarını okumak isterseniz,keyifle okuyacağınızo düşünüyorum,tavsiyemdir...Arka kapakta "Burjuvazinin öbür ucundaki Proust" demiş bu kitaba dair Keith Botsford...Olabilir mi,bence çok iddialı...Sizce??
Arkadaşlarım
ArkadaşlarımEmmanuel Bove · Can Yayınları · 2020361 okunma