Fournier’in okuduğum ikinci kitap Kuzeyli Annem oldu. Fournier macerama Asla Kimseyi Öldürmedi Benim Babam ile başlamıştım. İlk kitapta babasıyla tanışmıştık. Asla Kimseyi Öldürmedi Benim Babam’ı okurken ister istemez babasına çok sinirlenmiştim ailesine yaşattıkları için. Çocuklarını, eşini hiç düşünmeyen, parayı sadece alkole yatıran ve alkolikliğiyle ailesine özellikle eşine yük olan bir babaya sahipti Fournier. Kuzeyli Annem’de ise anne Fournier ile tanışıyoruz. Fournier’in 9. sayfada da dediği gibi “Gangsterler son vurgunlarının ardından daima annelerine sığınırlar” o da annesine sığınmış ve o yaşarken söyleyemediklerini, annesine karşı hissettiği duygularını ve annesinin Fournier’ in küçüklüğünden yetişkinliğine kadar hayatındaki rolünü bu eserine aktarmış. Anne Fournier okumayı seven edebiyat, resim, sanat düşkünü bir kadın. Normal giden hayatı ise Paul Fournier ile tanışınca alt üst olmuş bir kadın anne Fournier. Çekingen, ketum, ortalıkta çok fazla sevgi gösterisinde bulunmayan, bazen sahte hastalıkları ile çocuklarının onunla ilgilenmesi sağlamaya çalışan bir kadın. Evlilik hayatında yaşadığı onca sıkıntıya rağmen çocuklarını okutan, onları gezdiren, onların sanatla içli dışlı olmalarını sağlayan bir anne olmuş. Şiddetli dalgalara rağmen hayatın dümenini elinde tutmaya çalışmış ve kendisiyle beraber çocuklarının da alabora olmasını engellemiş. Annesi bu kitabı okumuş olsaydı ne düşünürdü bilemiyorum. Belki Fournier’in dediği gibi alkolik kocasından, ketum ve çekingen olan kendisinden bahsedilmesinler hoşlanmayacaktı ama bence gurur duyardı. Kendisiyle ve her şeye rağmen yetiştirdiği çocuklarıyla gurur duyuyor ama bu kitabı okuduğunda ve özellikle Fournier’in son sayfalarda (bkz.sayfa 142) yazdıklarıyla çocuklarında hissettirdiği duyguyla ve çocuklarıyla bir kez daha gurur duyardı.