tanrısal yaslanmalar
Puan vermedi·99 syf.··
2022 96. kitabı
Stoacılar arasında önemli bir isim haline gelmiş Seneca'nın bir nevi tanrısal "öngörüsüyle" dünya üzerindeki (aynı zamanda yaşamdan sonrasındaki) "tanrısal adil düzenden" bahsettiği oldukça kısa bir kitabı elime aldığımda sanırım kendimde baskın olarak gördüğüm, insanın doğa ile ilişkisinin stoacı felsefedeki yansımasını Seneca'dan dinlemeyi istemekti. Stoacılığı tek bir cümleyle ifadeye zorlansam sanırım şunu derdim: Tanrısal bir yargıya dayanan ahlakın kaynaklık ettiği ve iradenin güdülediği sürekli bir inançla eylem halinde bulunmaktır. Kitabın tek cümlelik özeti de bu, bana göre. Seneca, tekrar ifadelere çok sık yer vermiş, genel olarak tüm stoacı düşünürlerde denk gelinen bir durum olabiliyor bu. Aynı yargıları farklı yollardan, sadece gidişatı değiştirerek tekrar tekrar sunuyor. Okurken "tamam bunu anlamıştım zaten, başka bir şey yok mu" siteminde bulunabilirsiniz en başta. Oysa ki kitap çok kısa, saygısızlık etmek istemem ama bence kitap en fazla ve en iyi ihtimalle 20 sayfalık falan olurmuş bu tekrarları çıkardığımızda. Tanrı ve doğa arasındaki uyumu, hiyerarşi ve bağlantıyı unutmayalım diye, hatta bak bu dünyanın öbür tarafı da var kuzum tadında cümlelerle tekrar tekrar ifade ediyor. Kitabın bana en uzak olan tarafı da bu zaten. Seneca, kitapta sıklıkla Tanrının insanları sınama stratejisini sunuyor. Fakat bu strateji size pek yabancı gelmeyecektir, bankta oturan emekli bir amcaya sorsanız ki Tanrı kimi sınar ve neden sınar diye, aşağı yukarı Seneca'nın söylediğini söyleyecektir. Bu, elbette Seneca'yı küçümsemek değil, üstten bakışla yargılama da değil. Sadece bana uymayan ve kendimce bugüne uyarlayamadığım temelsiz bir görüşü bu şekilde izah etmeyi tercih ediyorum. İyi olanların sürekli çaba ve mücadeleyle uğraşması karşısında kötülerin bu dünyada bir eli yağda diğer eli balda yaşamasını fakat buna iyi insanlarımızın üzülmemesini, kötü insanlar için de diğer dünyanın var olduğunu söyler tüm süslü sözcüklerden arındırdığımızda düşüncelerini... Bu söylediğini yıllar önce belki biraz da olsa benimseyebilirdim, kısmen de olsa, çünkü o zamanlar ben iyilik ve kötülüğün net ve çizgileri olan kavramlar olduğunu düşünürdüm. İyi insan olmanın ulaşılacak/ulaşılmaya değer bir şey olduğunu ya da... İyi ve kötü yargıları ile desteklenen erdem ise daha çetrefilli bir mevzu. Her neyse, Seneca bu tanrısal sınamayı doğanın bir yasası olarak tanımlar, ki bu yasa öyle güçlüdür ve değişmezdir ki Tanrı da bu yasaya tabidir ve tabi de kalacaktır, der kendileri. Peki bana neden ters geliyor onu söyleyeyim kısaca. İnsanların başına gelenlerde tanrısal bir yorum veya değer aramasının sebebi, diğer ihtimali görmekten ısrarla kaçınma isteğidir ve bunun en büyük nedeni de: diğer türlüsünün tahammül edilemez ve katlanılamaz olmasıdır. Kaçınması, kaçınma eylemini sınırları bağlamında değerlendirdiğimizde "korkakça veya/hatta adice" bir eylem olarak da tasavvur edilebilir, insanca bir eylem olarak da pek tabi. Diğer ihtimal şudur: Tanrının insanları aslında sınamadığı, Tanrının aslında umrunda bile olmadığımız ihtimali... Şundan eminim ki, koca bir hiçlik içinde acı çektiğini bir an olsun düşünen insan, bunu bir kere düşünmeye başladı mı eylem artık ondan uzun bir süre ayrılacaktır. Bunu da ne yazık ki hep sonradan fark edecektir. Çalışkan Seneca da diyor ki, eylemde bulun. Eylemde bulunmak, harekete geçmek bir erdemdir diyor okuyucusuna. Dönemin ve kendi yaşamının koşullarına baktığımızda bunu söylemesi de çok doğal aslında, kendisini anlıyoruz bu noktada. Tüm olumsuzluklarda dirayetli ve iradeli davranmanın doğaya uyumlu olarak hareket edildiğinde mümkün olabileceğini savunuyor. Bu bana daha yakın bir görüş. İnsanın doğa içindeki eylemlerini seviyorum çünkü. Doğadaki haliyle düşünmesini, doğadaki kendiliğiyle arzularını, isteklerini sergilemesine. Özellikle de doğanın içerisindeki dönüşümleri kendi ruhu ve bedeniyle içselleştirmesini. Stoacılığın kendime en yakın hissettiğim noktası burası dediğim gibi. En büyük güç, doğa yasaları ona göre aynı zamanda ama bunu deyince hemen aklımıza Marquis de Sade gelebilir evet, burada bir silkelenelim aman çünkü Seneca Tanrı ahlakı ile yatıp Tanrısal görüyle güne başlıyor. Tüm bu muğlak cümlelerden sonra kitabı tavsiye etme noktasına geldik yine ve ben tavsiye verme konusunda gerçekten gerilirim, açık ara iyi bir kitap değilse söz konusu olan fakat rahatlıkla şunu söyleyebilirim: Stoacılıkla ilgilenen ve Stoacı fikirlere kendini yakın hisseden kişiler için asmanın gölgesinde sessizce okunabilecek bir kitaptır.
Felsefe
Tanrısal ÖngörüSeneca · Alfa Yayınları · 20171,092 okunma
·1 alıntı·
443 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
"Peki bana neden ters geliyor onu söyleyeyim kısaca. İnsanların başına gelenlerde tanrısal bir yorum veya değer aramasının sebebi, diğer ihtimali görmekten ısrarla kaçınma isteğidir." Ben buna hiç katılmıyorum açıkçası hatta İslam alimlerinin penceresinden bakılırsa onların çoğu soğuk mantık zincirleriyle bunu kanıtlarlar. Ve açıkçası bu cümlenin bir ardındaki cümlede ilginç ağır bir itham var değişik bir nefret söylemi gibi algıladım. Belki de mizacınız böyledir. Bana biraz hissi bir görüş gibi geldi. Bireysel yaşanmışlıklardan süzülmüş bir şey gibi...