·120 syf.····Okunma: 13 Ekim 2022 01:46 Konusundan bahsedersem;
Gömülü Şamdan, Yahudiliğin kutsal emanetleri arasında yer alan ve ait olduğu topraklardan koparılan Menora’nın, Yedi Kollu Şamdanın yolculuğunu öyküler. Tarih boyunca Kudüs’ten Babil’e giden, tekrar Kudüs’e dönen, Titus tarafından Roma’ya götürülen, Roma’dan Vandallar tarafından kaçırılarak Kartaca’ya sürüklenen bu kutsal emanet, günün birinde Konstantinopolis’te yeniden ortaya çıkar. Mucizeye inanan ve ömrü boyunca bu Anı bekleyen Benyamin Marnefeş, şamdanı ait olduğu topraklara geri döndürmek üzere Bizans’a gider. Çünkü: Umut hep vardır. Menora’nın bu uzun yolculuğu, Stefan Zweig’ın öyküsünde Yahudilerin yüzyıllardır süregelen diaspora hayatıyla özdeşleşir. Gömülü Şamdan salt bir kutsal emanetin değil, aynı zamanda bir halkın da kader yolculuğuna ışık tutar.
Zweig hayranı biri olarak çok çok büyük umut, merakla başladığım ve benim için tam bir hüsran olan kitap incelemesiyle burdayım.
Zweig’in en meşhur eserlerinden biri oluşu ve herkesin okuması nedeniyle çok merak ettiğim bir kitaptı ve Zweig’in diline hayran, psikolojik analizlerine, vermek istediği mesajlara bayılan, her eserini çok seven biri olarak bunu da seveceğime emindim.
Bundan önceki son Zweig kitabın olan karmaşık duygulardan tam haz alamamış ve Zweig’ın eseri değilmiş gibi hissettiğimi, en az sevdiğim eseri (olağanüstü bir gece dışında) olduğunu söylemiştim. Ama yanılmışım. Gömülü şamdan şuana kadar aşırı derecede sıkılarak okuduğum ve hiç ama hiç beğenmediğim tek Zweig kitabı oldu. Cidden bir tık bile sevmedim. Karmaşık duygular ve olağanüstü bir gece yine kendini okutturuyordu ama bu kitap.. çok büyük bir hayal kırıklığı.
Öncelikle okurken çok sıkıldım. Sayfalar ilerlemedi. Sanki Zweig’in diline bir şey olmuş da bir anda hiç sevmediğim bir yazarın kitabını okuyormuşum gibi geldi. Her satır ayrı yordu beni betimlemeleriyle. Neden böyle oldu bilmiyorum ama hiç diyalog olmaması, anlatılan konunun ve olayların saçmalığı, ilgi çekici olmayışı beni aşırı yordu. Her sayfayı bit artık diye okudum. Ki bu durum en sevdiğim yazarlardan biri olan Zweig için benim tarafımdan imkansızdı.
Verilmek istenen mesaj Yahudilerin çektiği acılar, dışlanmışlık hissi, hep itilip kakılmaları, savaşın kötülüğü, dine olan bağlılık, allahın varlığına yönelik sorular güzel aktarılmaya çalışılmış ama başarılamamıştı. Kesinlikle çok daha farklı bir işlenişi olsa bu mesajlar daha çok etkileyebilirdi.
Konu sürekli aynı yerde dönüp durdu ve giderek olaylar saçmalaşmaya sıkıcılaşmaya başladı. Özellikle rüya betimlemeleri beni aşırı sıktı.
Karakterler doğru düzgün aktarılmamıştı (ki karakter yoktu bile kitapta doğru düzgün çok az kişi vardı).
Eski bir dönem olduğu için daha iyi o dönemin yansıtılmasını, yahudilerin çektiği acıları, yaşadıklarını sadece şamdana bağlı değil biraz daha genel hatlarıyla anlatılmasını isterdim.
Kısacası hiç sevmediğim bir eser oldu. Bence zweig’ın onlarca güzel eseri varken buna öncelik tanımamalısınız. Özellikle Zweig’la tanışmamışsanız kesinlikle henüz okumamanızı tavsiye ederim.