timothée'nin oynadığı bir film var : a rainy day in new york . film iyi yahut kötü değildi fakat timothée'nin oynadığı karakter baya bir ilgimi çekmişti. piyano çalabiliyor, birden fazla dil konuşabiliyor - ki bunlardan biri fransızca- ve durmadan bir şeyleri sorguluyordu. karakterin ismi gatsby idi ve ben de birden great gatsby'yi okumam gerektiğini düşündüm. bunu olmamacasına değil olsa ne güzel olurcasına hissettim.
ve okudum.
öncelikle, tek ağızdan yazılan romanlar hep daha çok hoşuma gider. somut bir pencere vardır ortada ve sen olayları hep o gerçekliğin penceresinden izlersin. birçok dünyaya açılır o pencere ama yorulmadan izlersin bütün dünyaları aynı pervazın altında. (bkz. nar ağacı-nazan bekiroğlu)
bu romandaki penceremiz nick carraway. pek öne çıkan bir özelliği olmayan,sıradan bir borsacı(bu da gatsby'e odağı kolaylaştırıyor). nick carraway inanılmaz derecede dürüst ama gerekmedikçe bir şeylere müdahil olmayan biri olarak tanımlanabilir. hatta ancak böyle tanımlanabilir tanımlanacaksa.
daisy ve tom buchanan. evliler. tom tipik bir megaloman. daisy ise cesaretsiz bir zengin kız.....
gatsby ise zavallı bir adam. sessiz, sakin, biricik sevgilisini yıllarca arayıp durmuş, sonunda terkedilip yapayalnız kalmış bir adam. tam buldum dediği anda başından beri elinde var olagelenleri kaybeden bir adam. onca ihtişam ve şatafatın arasında çırılçıplak, sapsade uzanan bir adam. zavallı gatsby.
F. Scott Fitzgerald
Muhteşem GatsbyF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526,9bin okunma