Kitabın adına bakınca çok farklı bir kurgu düşünmüştüm ama öyle bir kurguyla karşılaştım ki kitabı elimden bırakamadım. Sayfalar su gibi aktı gitti. Kitabı elimden bıraktığımda ise bitmişti.
Kitap günümüz ve geçmiş olarak kısım kısım anlatılıyor. Geçmiş bölümünde; Yaşadığı ataerkil toplumun zorluklarına başkaldırarak askeriyeye katılmış, hasta ciğerlerine rağmen evsiz kadınlara kendini adamış, yoksulluğa savaş açan, güçlü bir kadın olan Blanche Peyron'un verdiği yüce mücadeleyi okuyoruz.
1925'li yıllarda Paris'te kadın olmak çok zordu. Hele ki çocuklarıyla birlikte evsiz kalmışsa yaşama şansı çok düşüktü. Blanche bu kadınların elinden tutup yardımcı olmaya çalışıyordu ama sayıları o kadar fazlaydı ki hepsine yetişmesi mümkün değildi. Yetişemediği her bir kadın için de kendisini kahrediyor ve de çözüm arıyordu. Aradığı çözümü gazetedeki bir haberde buldu. Paris'in merkezinde 743 odalı devasa bir bina satışa çıkartılmış, Paris belediyesi fiyatından dolayı bu binayı alamamıştı. Ama Blanche bu binayı almaya kararlıydı. Kendi gibi asker olan eşinin sonsuz desteği ile zorlu bir mücadelenin ardından, canı pahasına da olsa binayı almayı başarmıştı. O bina artık kadınların sarayıydı ve hiç bir kadın sokakta kalmayacaktı...
Günümüz bölümünde; Paris'te oldukça zengin bir ailenin kızı olan Soléne, büyük ve tanınmış bir hukuk şirketinde avukatlık yapıyordu. Yaşadığı zenginliğin içinde kaybolmuş, hiçbir şeyi dert etmeyen
40'lı yaşlarda bir kadındı.Ta ki bir müvekkili gözünün önünde intihar edene kadar. Bu olaydan sonra depresyona giren Soléne mesleğini bırakır ve psikiyatriste gitmeye başlar. Psikiyatristi gönüllü olarak bir yerde çalışmasını önerir. Soléne gönüllü olarak çalışabilecek yerlerin listesine bakarken gözüne bir ilan takılır. Kadın sığınmaevine ( Saraya)arzuhâlci aranıyordur. Kadın sığınmaevine gittiği ilk gün oradakiler tarafından pek de sıcak karşılanmaz. Hatta ilk zamanlarda kimse yanına bile uğramaz. Zaman içerisinde önce idari personelle kaynaşır ve yavaş yavaş oradaki kadınları hazin hikayeleri ile birlikte tanımaya başlar. Onları tanıdıkça kendi yaşam standartlarını sorgular ve her bir kadının yüreğine dokunarak onlara destek olmaya çalışır. Kendi hayatının da dönüm noktası orada, sarayda başlar...
"İki güçlü kadın, iki dönem, iki hayat, tek bir amaç: dayanışma!"
Kesinlikle okuyun,okutun.
Keyifli okumalar