Elime geçince okumadan edemedim. Çok okuyanının olduğunu, çok sattığını, Kitaplarının senaryolaştırılıp diziler yapıldığını dizilerinin de çok izlendiğini bildiğim bir yazar Gülseren Budayıcıoğlu. Psikolojiyi de severim aslında. Ama ben aradığım lezzeti bulamadım kitapta.
Yazar kitabın sonunda Freud a atıf yaparak: ” Bilinçdışı süreçlerin, biz hiç farketmeden düşünce ve davranışlarımızı etkilediğini, adeta kaderimizi yazdığını, aslında kaderimizi, dünyaya geldiğimiz günden itibaren yaşadıkça doldurduğumuz bilinçdışımızın yazdığını….
Her birimiz çok farklı şeyler için övülmüş, yine farklı durumlarda utandırılmış, cezalandırılmış olduğumuzu. Kimileri parmağını bile oynatmasına gerek kalmadan sevilmişken, kimi ömrü boyunca çok gayret etse de mutluluğa bir türlü erişemediğini” söylüyor…
Kuşkusuz genel kabul görmüş tespitler…
Ama fazla “naif”. Edebi yönü zayıf bir Kenan Baran hikayesi ile bu görüş desteklenmeye çalışılmış. Her şey “Geçmişimiz kaderimizdir”yaklaşımıyla izah edilmiş. Anlatımlarda arzu ettiğim derinliği bulamadım.
KiTAPTAN BİRKAÇ CÜMLE ALINTI:
. Hiçbir insan ilişkisi yoktur ki içinde kişinin daha önceki ilişkilerinden getirdiği beklentiler olmasın.
.Hepimizin iç dünyasında bir kenara saklanmış açılacağı günü beklerim böyle kapalı kutular vardır o kutular kapalı da olsa kokusu hiç gitmez burnumuzdan o kokunun nereden geldiğini bilmesek de bizi rahatsız etmeye devam eder.
.Geleceğimiz gerçekten de geçmişimizde saklı! İyi bakmayı bilebilebilsek, bakınca görmeyi becerebilsek, bir falcı gibi okurduk kaderimizi.