·280 syf.····Okunma: 24 Ekim 2022 09:57 Kazuo İshigoro'nun okuduğum üçüncü kitabı. Ve Uzak Tepeler kitabında olduğu gibi bitirdiğimden beri üzerine düşünmekten kendimi alamadığım bir kitaptı... kitabın konusu, "unutmak" "hatırlamak"kavramlarını sorgulaması üzerine epeyce inceleme yazılmış, ben tekrar etmek istemiyorum. Ancak sonunu ilk okuduğumda bir an çok havada kalmış gibi hissettikten sonra, aslında ne müthiş metofarik bir anlatımla neyi kastettiğini kavrayabildim... Hala da etkisindeyim.. Kitapta yoğun edebi bir dil/betimleme ya da bir fantastik kurguda olabilecek müthiş bir sürükleyicilik bekleyenler aradığını bulamayacaktır bence. Ama yavaş yavaş sindire sindire okunup üzerine düşünülecek çok şey bırakan bir kitap...
SPOİLER içerebilir!!!!!!!!!!-----------------------------------
Ve evet kahramanlarımız Axl ve Beatrice'in oldukça yaşlı ama birbirlerine karşı hala ilk günkü gibi sevgi dolu hallerinden etkilenmemek de mümkün değil... Yıllar sonra hala kendisine "Prensesim" diyen bir hayat arkaşına veda etmenin hüznü...
Ada, kayıkçı.... Yaşam ve ölüm.. Vebadan kaybettikleri oğullarının yanına önce Beatrice'in gidişi ve bu gidiş sırasındaki dokunaklı vedaları... Ve ölümden sonra da birbirlerini bulma ayrıcalığına erebilecek çok nadir çiftlerden biri olabileceklerine dair kayıkçıdan güvence aldiktan sonra istemeyerek de olsa ayrılmaları...
Not: Bu noktada aslında kitabın sonuna dair öncesinde nehirdeki küçük nehir cinlerin Axl'ı uyardığı akla geliyor. "Bize bırak onu yabancı" diye sesleniyorlar, Axl ise onlarca küçük nehir cinini kovalayıp karısını kurtarmaya çalışıyordu. Bu sırada Beatrice sürekli "beni unutma" "Beni bırakma" diye sayıklayıp duruyordu...
Nehir cinleri ise
"Halbuki sen akıllı adamsın yabancı. Onu kurtaracak bir ilaç olmadığını ne zamandır biliyorsun. Nasıl dayanacaksın onu bekleyen kadere? Canın ciğerin ıstırap içinde kıvranırken senin elinden kulağına şefkatli sözler fısıldamaktan başka bir şeyin gelmediği günü mü bekliyorsun? Ver onu bize, ıstırabını azaltalım, ondan önce kaç kişiye yaptığımız gibi." Derken Axl ise
"Lanet olasıcalar! Vermem onu size!"
Diyordu. Nehir cinleri ise
"Onu bize verirsen acı çekmemesini sağlarız. Irmağın sularında yıkarız, yıllar üstünden dökülür gider, tatlı bir rüyadaymış gibi olur. Niye tutuyorsun onu beyim? Sen ona mezbahadaki hayvanın ıstırabından başka ne verebilirsin?"
Burada kaderlerine karşı koymaya çalışıyorlar, kayıkçıdan önce nehirdeki tekneci onlara iki ayrı sepet verip birbirine sıkıca bağlayacağını söylüyor. Ancak her ikisi de ayrılıp ayrı sepetlere binmek istemeseler de kabul etmek zorunda kalıyorlar. Bu da sanki yakında ne kadar kadere kafa tutmak isteseler de ayrılmak zorunda kalacaklarının küçük sinyallerini veriyordu belki.