1930larda başlayıp 2020lere kadar süren bir aşk öyküsü okudum. Mahur ve Nafiz birbirlerine zaafı olan karakterlerdi. Dönüp dolaşıp birbirinde nihayete varan bu kişilerin arasında olup bitenleri okumak dramatikti muhakkak ama beni daha çok cezbeden, bu tarihler arasında ülkedeki gelişmeleri takip edebilmek oldu. Yaklaşık 100 yıllık bir süreçte ülkedeki gelişmeleri ve bu gelişmelerin zaman zaman Mahur ve Nafiz ilişkisi üzerindeki etkisini gördük.
Mahur ve Nafiz arasındaki ilişki bana, tekerrürden ibaret gibi geldi. (Sanki ülkenin süreç içinde yaşadıklarının prototipi bir ilişki içindelerdi, sanki Türkiye gibilerdi, çoğu noktada paralellik çizdim.) Yörüngeden çıkamayan iki gezegen gibiydiler. Döndüler yıllarca. Kendilerini birbirlerinde geliştiremediler. Birbirlerini aşamadılar. Yalnızca tutkularına takılıp kaldılar. Kitabın sonunda anlamlı bir kabulleniş vardı. Zor olsa da hayat her zaman ilerlemen gerektiğini söylüyor.. Benim için fazla aşk dolu bir roman olsa da bu yıllar içindeki Türkiye tarihini okumaktan zevk aldım.
Ayrıca roman boyunca nostaljik şarkı alıntılarıyla süsleniyoruz. Bildiğimiz bilmediğimiz pek çok şarkıdan haberdar ediyor.