Bahsi geçen kitabın konusu 26. yüzyılda geçiyor. Gezegenler arası yolculuk yapmak İstanbul'da Avrupa yakasından Anadolu yakasına geçmek gibi bir şey, insanların zihni depolanabiliyor ve içinde bulunduğu beden öldüğü takdirde zihin başka bir bedene koyulabiliyor. Bu durum hapis cezalarını da etkilemiş: 200 yıl gibi cezalardan söz ediliyor. Aslında her şey bu noktaya kadar çok hoş ve insanı heyecanlandıracak seviyede bir evren kurgusu. Ancak yazarın konuyu işleyişi kesinlikle vasat. Tam olarak tarzını ifade etmek pek mümkün değil. Bilim kurgu değil, macera deseniz belki ucundan, polisiye deseniz eh işte... Kitabı okuyup bitirdiğimde tek düşündüğüm: yazar güzel bir kurguyu mahvetmiş. Gerçekten yukarıda ifade ettiğim gibi bir kurgu evreni cinayet soruşturması gibi bir konuyla birleştirmek gerekli miydi? Olayların bir çoğu sebepsiz yere yazılmış, gereksiz sahneler var ve en kritik olanı, kitabın bir felsefesi ne yazık ki yok. Bilim kurgu eserlerinin başarılı olmasında bence en önemli etken kesinlikle bir felsefe etrafında işleniyor olması. Sadece yazılmış olmak için yazılan eserlerin -bilim kurguda bunu daha çok hissediyorum- başarılı olması, diğer yıllara kalması pek olası değil. Serinin ben de ikinci kitabı da var. Onu da okuyacağım ama beklentim düşük. Açıkçası bu kitap yerine İthaki yayınlarının "Bilim kurgu klasikleri" dizisinden eserleri okumak insana daha çok şey katacaktır. Bu kitap serisinin Netflix platformunda bir dizisi de mevcut. "Altered Carbon" adıyla. İki sezonluk bir dizi. İzlemedim ancak İMDB'si 7.9. Felsefesi olan bilim kurgu önerilerinize her zaman için hazırım. Keyifli okumalar dilerim.
Kitaptan Alıntılar
-Ağacın adamın hayatının yirmi katından daha fazladır bu dünyanın bir parçası olması onun umurunda bile değildi. Hiç saygısı yoktu.
-Bazılarına demek istediğim:
"Espri yapmak için izin belgeniz var mı Kovacs?"
Değiştirilmiş KarbonRichard K. Morgan