1780’li yılların Fransası’nda soylular ile köylüler arasında öyle bir sınıf farkı oluşmuş ki soylular bir insandan ziyade insanüstü bir varlık gibi refahın da refahı yaşarken köylüler de maalesef bir sokak hayvanı kadar kötü bir durumda hayatta kalmaya çalışmış. Sınıflar arası bu fark soylulara, köylülerin bir insan olduğunu unutturmuş. Hatta soylular bile bence insan olduklarını unutmuşlar canavarlaşmışlar. Kitapta geçen köylülere yapılan muameleler dehşet verici bir o kadarda onur zedeleyici olaylar köylülerin gizliden örgütlenmesine yol açar. Açlık yerini kin ve öfkeye bırakmıştır. İhtilal gerçekleşir ve roller değişir. Bu kez de kin ve nefret dolu köylüler canavarlaşır. Kendi mahkemelerini kurarlar giyotinin sepete düşürdüğü kelleleri zevkle izlerler. Fransa’nın karmaşık ve çalkantılı bu yıllarında soylu bir aileden gelen Charles Darney’in hikayesi anlatılır. Yazar gerçekleri öyle bir anda ortaya çıkartır ki geçmişle hesaplaşılır. Kahramanımız geçmişin kanlı elinden sevginin büyük fedakârlığı ile kurtulur.
İki Şehrin HikayesiCharles Dickens