Benim Umberto Eco’dan okuduğum ilk kitap olmakla birlikte yazarında ilk kitabıdır. Kitap biraz hacimli ve zor okunabilen bir kitap olarak değelendirilebilir fakat sürekli okumalar yapan kişilerin zorlanacağını düşünmüyorum. Düşünüldüğü kadar zor bir dili yok. Evet yabacı kelimeler ve yabancı cümleler içerisinde fazlaca var ama her cümlenin kelimenin anlamı aşağıda açıklanmış bir şekilde mevcut. Benim naçizane tavsiyem kitabı okumak isteyen öncelikle Ortaçağ dönemini araştırsınlar. Dini,siyasi, kültürel ortamları hakkında bilgi edinsinler. Aynı kitabın başında ve sonunda bulunan açıklamaları okusunlar ki bu kitap hakkında daha iyi bir bilgi edinmelerini sağlar. Kitabın türüne bakacak olursak bir tarihi roman ve polisiye roman karışımı diyebiliriz. İkisi birbirine güzel harmanlanmış ince düşünülmüş bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitabın konusu bir iş için manastıra gönderilen William ve onun yazıcısı Adso’nun manastırda olan cinayetleri aydınlatmaya çalışmaları burdan bakıldığında kitap polisiye gibi görünüyor fakat olayın manastırda olması ve bu olaylara sebep olan şeylerin bir kitaplık olması bize Ortaçağ’ın karanlık dönemlerini de göstermektedir. Kitapta o dönemin tarikatlarından sıklıkla bahsedilmekte ve açıklamalarını yapılmaktadır. Bu yönüyle baktığımızda ise kitabımız bir tarihi roman gibi değerlendirilebilir. Yazar Ortaçağ döneminin özelliklerini çok iyi bilmekte ve bunu da okuyucuya çok iyi yansıtmaktadır. Kitabı sadece bir tarihi roman olarak anlatmaya çalışsaydı istediği etkiyi yaratmayabilirdi. İşin içine bu şekilde cinayetler silsilesi ve araştırmaları katarak anlatması okuyucuyu kitapta tutmaktadır. Yine de bu kitabı okuyacak olanlar sadece tarihi roman yada polisiye tarzı bir roman olarak tek bir bakış açısıyla değil iki yönlü bakarak okumalarını tavsiye ederim.