Mütakere döneminde yabancı hayranlığı ile Türklüğünü kaybetmiş Türkleri bu eserde görebiliyoruz.
Kendisine eşek Türk diyen Cemil'e taş atan yoksul Tahsin'in ve onu koruyan öğretmen Orhan beyin yaşadıklarını ilk satırlarda görebiliyoruz. Milliyetçilik duygusuna sahip Orhan bey bu durumu sineye çekemez ve okul içindeki diğer öğretmenlerin "yahu ne olacak", "çocuk işte" gibi laflarına sinirlenerek istifa eder.
Orhan fevri(ani hareket, ani karar) davranan birisidir düşünmeden duygularıyla hareket eder. Okul bahçesinde gezinirken cebinde kalan son 7 lirası vardır. Tüm akrabalarıyla küs olan Orhan nereye gideceğini ve cebinde kalan son paradan sonra ne yapacağını düşünür.
Aradan aylar geçmiştir Orhan cebinde üç kuruş parası ile evinde yakacaksız, kış ortasında odasında donmak üzeredir. Kendini dışarı atıp sıcak bölgeye, kahvehaneye doğru gider. Kahvehane açılmamıştır ve artık Orhan'ın göz kapakları kapanmaktadır. Uyursa sonsuz bir uykuya dalacağını bilir ama uyku çok tatlıdır. Orhan uyumamak için direnir. Son anda farkına varan kahvehane sahibi sayesinde Orhan donmaktan kurtulur. Bu durumun böyle gitmeyeceğini arkadaşı Necati'ye gitmesi gerektiğini düşünür ve yola koyulur. Necati iş konusunda Orhan'a yardımcı olması için Süleyman ile tanıştırır. Orhan, Süleyman ve Necati'nin dünyanın durumu hakkında tartışmalarına şahit olur. Orhan'ın kafası karışır. Tahsin'in Cemil'e attığı taş milliyetçilik duygusu ile mi atılmıştır yoksa iktisadi bir fark yüzünden dolup taşan bir insanın attığı bir taş mıdır düşüncesi kafasında döner durur.
Peyami Safa yazdığı eserler ile hayata ışık tutan büyük bir hazinedir. Peyami Safa okumak kendinize yapacağınız iyiliklerdendir emin olunuz.
Yeterince meraklandırdığımı düşünerek kitabın devamını sizlerin okumasını öneriyorum. Okuyun, okutturun.