aşk işte, en saf haliyle. en çocuksu haliyle başlayıp büyüyor. büyüdükçe değişse de sağlıksız bir şeye dönüşse de hep kalıyor, aşkın sadakat olduğunu düşündürtüyor bana. bir mektuptan fazlası, bir hayat anlatılıyor. zweig bir şaheser yaratmış. bir insanın zihni bu kadar güzel bir şeyi nasıl düşünür, nasıl kelimelere döker bazen hayret ediyorum. ama bu akılla yapılabilecek bir işten de fazlası gibi geliyor bana, kalple yapılabilecek bir iş. ne zaman sıkılsam, ne zaman hayatımda bir kaçış arasam bir bakıyorum elimde bu kitap. kaç kere baştan okudum bilmiyorum. aşkın verdiği huzuru, huzursuzluğu, güveni, güvensizliği hissettirdiğindendir belki çok seviyorum. karşılıklı olsa da olmasa da aşkı yaşamak, umut etmek öyle güzel anlatılmış ki. çok seviyorum bu kitabı.