Körlük romanının devamı. Romanda körlük salgınının üzerinden dört yıl geçmiş, her şey normale dönmüştür. Başkentteki belediye seçimlerinde oyların %70'i boş çıkar. O gün çok fazla yağmur yağmaktadır. Bazı seçmenler oy vermeye gidememiştir. Seçimler yenilenir. Bu sefer %83 boş oy çıkar. Hükümet o şehirdeki güvenlik güçlerini şehirden çekerek başkenti başka bir yere taşır. Şehir halkını kendi haline bırakarak cezalandırmak ister. Şehirde kaosun çıkacağını düşünür ama öyle olmaz. Bunun üzerine hükümet eliyle metroda bomba patlatılıp şehir karıştırılır. Bu arada içişleri bakanı, başbakan ve cumhurbaşkanına aynı kişi tarafından birer mektup gönderilerek boş oyların sorumlusunun dört sene önceki körlük salgınında kör olmayan tek kişi olan kadın(doktorun karısı) olduğu ihbar edilir. Hükümet bir grup polisi şehire göndererek olayı soruşturmaya başlar. Kadını sorgulayan polis bunun böyle olmadığını düşünür ama hükümet aynı fikirde değildir. Polisi görevden alır, kadını da öldürtür. Güzel bir roman. Ben bunu Körlük'ten daha çok sevdim. Anlatım Körlük'e göre biraz daha farklı. Cümleler daha uzun, daha karmaşık ama Körlük'teki kadar rahatsız edici sahne yok. Bu nedenle insan okurken teknik olarak(sentaks, üslûp) biraz zorlansa da psikolojik olarak daha rahat okuyor.