Jack London her zamanki gibi kitap yazmamış da bir belgesel çekmiş gibi her bir anı gözlerimizin önünde canlandırıyor. Üstelik hayvanların tabiatı üzerinden insan doğasına dokunuyor. Öyle ki kitabı okurken bazen vahşi doğada koşturan Beyaz Diş ben oldum, bazen yalnızca vahşi bir kurt olarak görülen ve tabiatı öyle diyerek öfkesi sürekli bileylenip daha da vahşileştirilen Beyaz Diş gün içinde hakkında kalıp yargılara sahip olduğum öğrencim oldu, bazen Tanrısı başını okşayınca bunu bir tehdit olarak görmese de gardını indirmeyen Beyaz Diş hayatımdaki sevgiyi tanımamış bazı babalar oldu ve Beyaz Diş'in sevgi göstermeyi öğrendiği gün ise dolaştığım sınıflarda dokunduğum sıralar Beyaz Diş oldu.
En sevdiğim yazarlardan biridir Jack London. Bu romanını 10 yıl sonra ikinci kez okumuş oldum. Yaşımdan mı mesleğimden mi bilmem, bu kez bambaşka bir etkisi oldu üzerimde.