·102 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Kasım 2022 19:30 Anlamak ve içselleştirmek. Anladım, derken karşımızdakinin iletisinin onun da ifade etmek istediği biçinde zihnimizde aksolduğunu anlatırız. İçselleştirdim, derkense iletinin fiziksel bir akisten de ileri duygusal bir bağla tamamlandığını. Yaşar Kemal'in bilinçle okuduğum ve içselleştirdiğim ilk kitabı 'Yılanı Öldürseler'. Gerçi artık o kitap benim. Öyle gerçek anlatmış ki Çukurova'yı, taşını toprağını, insanını...
Ağzımızdan düşürmediğimiz belki de çoğu zaman altını doldurmadan, sadece övgü ifadesi olarak kullandığımız "evrensel" kelimesinin tam anlamıyla öğretilmesi için eserleri eğitim materyali olarak kullanılmalı. Çünkü yazarın Çukurova'yı, belirli bir bölgenin insanını anlatması dahi engellememiş sınırları aşmasını. Evrensel olmasını. Zaten kimse de ne Yaşar Kemal'den ne de başka herhangi birinden yaşadığı, nefesini çektiği havadan, topraktan başka yeri anlatmasını da bekleyemez.
Kitapta babasının tecavüz ederek evlenmek zorunda bıraktığı annesinin aşığının babasını öldürmesiyle büyükanası ve tüm köy tarafından anasını öldürmeye itilen Hasan anlatılıyor. Kendilerinin yapmaya cesaret edemediğini yapsın diye Hasan'a silah hediye eden amca... Hasan'ı her gördüğünde anasını öldüremiyorlar diye amcalarına beddualar eden büyükanası... Anasının dillere destan güzelliğinden onun Allah'ın sevgilisi olduğunu, anasını öldürmenin büyük günah olduğunu söyleyen köylüler... Her gün yatağına yeni birini alan anasının kendi köyüne orada onun gibi çok güzel var diye dönmediğini söyleyenler... Geceleri babasının hortladığını, kırmızı saydam yılanlarla baş etmeye çalıştığını gördüğünü söyleyenler...
Hepsi o kadar gerçek ki. Bu yalnız bir hikaye değil, Anadolu'nun birçok ücra köyünde hala da yaşayan insan tiplerinin analizidir. Ya da köylere gitmeye, ekran başından çok uzaklaşmaya da gerek yok. Bizler de hiç yaşamadığımız şeyleri öylesine inanarak anlatıyor da başkalarını da inandırmıyor muyuz? Onlar da başkalarına, başkaları öbür başkalarına... Sonunda öldürtmüyor muyuz Hasanlara analarını? Sırf kadın diye, cezasını kesmek daha kolay diye hala tecavüzlerde, cinayetlerde kadınları suçlamıyor muyuz?
Ne anasını öldüren Hasan'dır, ne de Hasan'ın anası ölmeyi hak etmiştir. Suçlu, sadece ve sadece tek suçlu kafamızın içinde dönüp duran, belki de gerçekten canı yanmış ve haksızlığa uğramış ama telafisini yanlış yollarda arayan, kırmızı, saydam görünümlü yılan büyükanadır.
Yılanı öldürseler... Ah yılanı öldürseler...