Yaşıyoruz Sessizce, Şükrü erbaş 'tan okuduğum 4. Kitap. Okuduğum diğer kitapları gibi bu da bende derin izler bırakmayı başardı. Şükrü Erbaş kalemiyle kendine hayran bırakan büyük bir şair. Bu kitap nezdinde tüm eserlerini övebilirim.
Yaşıyoruz Sessizce' de ölen eşinin ardından tuttuğu yası anlatıyor Şükrü Erbaş. Bunu anlatırken de ölümün getirdiği hiçbir şeyi atlamıyor. Kaybedilen insanın ardından gelen yoksunluğu, kaybolan yaşam enerjisini, kendisi dışında devam eden hayata olan boş bakışları, mutlu insanlara olan yersiz sitem, bir zamanlar mutlu eden eylemleri artık anlamlandıramamayı ya da olağan olan durumlara büyük anlamlar yüklemeyi o kadar güzel anlatmış ki... Yasın sessizce yaşamak, yaşamaya çalışmak olduğunu düşününce kitaba verilebilecek en uygun isim de "Yaşıyoruz Sessizce" olmuş bana kalırsa.
" Herkes gülüp oynuyor Hatice
Gülüp oynamayanın da
Yarası yaramıza değmiyor
Ne yapacaklardı, değil mi
Başkalarının ölümü
Bir gizli yaşama sevinciyken " (s. 61)
" Yaşamak diye el çıktığım ne varsa
Şimdi bir ölüm türküsü, bir hatıra yangını"(s. 69)
İnsanın içinden bir şeyler kopuyorsa yalnızca denizin dalgası bile gözyaşı akıtmaya yeter, Erbaş'ın bu nesri gibi...
" Aylardır gitmiyordum. Deniz kıyısına gittim. Ben aylardır gökyüzüne de bakamıyorum. Bir eski mavilik işte. Bir gece soluğu. Güneş salkımı. Dünya dışı bir dünya. Dönüyor. Su kırılınca köpük oluyor. Beyaz oluyor. Kumlar beşik gibi bir gidip bir geliyor. İnsanlar seviniyor. İnsanlar denize girince bağırıyor. Bilmiyorum. Ben ağladım. "(s. 66)
Bu finalvari dizeyle veda edeyim. Keyifli, şiirli, hisli okumalar..
" Ömür hanım, iyi ki ben de seninle yaşadım dünyayı"
Yaşıyoruz SessizceŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201616bin okunma