Gönderi

Puan vermedi·136 syf.··
2022 75. kitabı
Sappho, tarihte bilinen ilk kadın şairlerden biri. Günümüze ulaşan şiirlerinin sadece parçalardan ibaret olmasına rağmen, bütün olarak bilinen tek şiiriyle ünü hala devam etmekte. Şiirlerinin yalnızca küçük parçalarını okuyabiliyoruz ve eksik kalan kısımları tahminler yoluyla doldurabiliyoruz. Antik dönemden kalan dökümanlar haricinde Sappho hakkında bildiklerimiz oldukça az. Aslında Sappho ile ilgili günümüzde en çok bilinen (fakat kanıtlanmayan) tarafı biseksüel tarafıdır. Şiirlerinde tüm formlarıyla güzelliği anlatıyor ve her iki cinse karşı da aşk şiirleri yazıyordu. Bu yüzden modern “lezbiyen” kelimesinin kökeninin de Sappho’ya dayandığı söylenir. Sappho sık sık lezbiyen ya da Lesboslu olarak tanımlanmıştır. Ayrıca Sapphic kelimesinin de eşcinsel çağrışımları vardır. Y unan Evlilik Tanrısı Hymen Efsanesi'ni bilmek okunulan satırları daha anlamlı kılacaktır: Hymen efsanesi evlilikle oldukça bağlantılıdır. Bakire kadınların vajinalarında bulunan membran anlamına gelen “hymen” kelimesinin bu antik yunan tanrısından mı geldiği yoksa tanrının adını bu kelimeden mi aldığı bilinmiyor. Yunan mitolojisinin çoğunda olduğu gibi, Hymen efsanesinin de çeşitli versiyonları var Olağanüstü güzelliğe sahip ama sıradan bir aileden gelen genç bir adam. Talihsizce, Atina’daki en zengin adamlardan birinin kızına aşık olur. Mütevazi ailesi onun bu bahsi geçen kızla evlenmesine imkan vermediği için bu imkansız bir aşktır. Kara sevdası, kıza belli etmeden onu her yere takip etmesine sebep olur. Kız her nereye gitse Hymen de oradadır. Hep yakınında olduğundan söylediklerini de duyabiliyordur. Bir gün, diğer kadınlarla birlikte, Yunan tarım tanrıçası Demeter’a kurban adamak için Eleusis’a hacca gideceğini öğrenir. Efsaneye göre, genç adam bunu genç kadına yaklaşmak için harika bir fırsat olarak görür. Kendini bir kadın olarak gizlemeye ve alaya katılmaya karar verir, çünkü erkekler bu tür alaylarda kabul edilmezdi. Hymen o kadar güzeldir ki hiç sorun yaşamadan kadınların arasına karışabilmiştir. Hac yapmak için katılımcıların gemiyle gitmesi gerekiyordur. Ancak, gemi yelken açtıktan kısa bir süre sonra korsanlar tarafından ele geçirilir ve bütün kadınları esir alınır. Gemiyi ıssız bir yere demirlemeye zorlarlar. Ancak, Hymen çok dikkatlidir ve korsanların dinlenmesini fırsat bilir. Genç adam ona eşlik eden kızlara kim olduğunu söyler ve onlara planını anlatır. Birlikte korsanlara saldırdılar ve sonunda hepsini öldürmeyi başarırlar. Bu sürede sevdiği kadın da ona aşık olmuştur. Hymen daha sonra gemiyi güvenli bir yere yönlendirir ve kızları orada bırakır. Daha sonra Atina’ya digip olan biteni anlatır. Sevdiği kadınla evlenmesine izin verilirse bütün kadınları geri getireceğini duyurur. Atinalılar bu isteğini seve seve kabul eder ve evlilik hazırlıkları başlar. Hymen efsanesine göre düğün hazırlıkları titizlikle yapılmış, hem onun hem de müstakbel eşi çoktan birbirlerine son derece aşık olması bütün Atinalıları sevindirmiştir. Düğün günü merasim biter bitmez Hymen yere yığılıp ölür. Bu kaderi kabullenmek istemezler ve feryatlarla ağlamaya başlarlar. Tanrılara mutluluklarını almamaları için yalvarırlar.  Düğün davetlilerinden biri ilaç ve iyileştirme tanrısı Asklepios’dur. Çiftin aşkından etkilenerek müdahale eymeye karar verir ve Hymen’i hayata döndürür. O andan itibaren Hymen Atinadaki bütün düğünlere katılmakla görevlendirildir. Eğer katılmazsa evlenecek çifte uğursuzluk geleceği düşünülürdü. Bu yüzden bir düğüne katılamazsa bütün Yunanlılar “Hymen!” diye bağırırlardı. “Hymen!” Bu şekilde onu merasimlere çağırıp yeni evli çif Ey Hymen! Düğün Tanrısı! BİRİNCİ SES Yükseltin tavanları, ustalar, Güvey geliyor, Ares'ten boylu! İKİNCİ SES Ey Hymen! Düğün Tanrısı! BİRİNCİ SES Lesbos'un ozanları nasıl aşıyorsa öbür ozanları, Güvey de aşıyor bütün boyluları! İKİNCİ SES Çağırın Düğün Türküsünü! Sağlığına içiyoruz Mutlu güvey! Dilediğin düğünü kutladık işte istediğin güzel gelinin oldu bakmalara kıyılmayan bir gelin, gözleri bal renginde Aşkın güzelliğiyle aydınlık yüzü Belli ki Aphrodite aşmış gene kendini sana yaransın diye! Gelin Türküsü I Yüzü sevgiyle kızaran gelin Paphos'lu Tanrıçanın eşsiz çiçeği Gir artık odana yatağına gir usulca sev okşa erkeğini İstekle yol göstersin sana Akşam Yıldızı Evlilik Ecesi Hera'nın kamaşan gözlerle bakacağın gümüşten tahtına BİRİNCİ SES Kızlığım Ah kızlığım! Nereye gideceksin seni yitirdiğimde? İKİNCİ SES Bir daha dönülmeyen bir yere gideceğim Tatlı Gelin! Bir daha sana hiç dönmeyeceğim! ... Kızlığa Ağıt BİRİNCİ SES En yüksek dalında bir ağacın kızaran elma gibi toplayanların göremediği, göremediği değil erişemediği İKİNCİ SES Dağlarda çobanların ezdiği sümbül gibi toprağın üzerinde çiğnenmiş mor bir leke Gecelerin Ecesi Pırıl pırıl, Hekate, sen bile buyruğundasın Aphrodite'nin sırmalı giysilerinin içinde Neden ağlıyorum? Yiten kızlığımın mı yasını sürüyorum? ... 38 Aphrodite'ye Yakarış Ey tahtı ışıl ışıl ölümsüz Aphrodite Ulu Zeus'un düzenci kızı yalvarırım yüreğimi acılarla dağlama! Yardımıma gel gene, hani eskiden sesimi duyunca nasıl, çıkıp babanın sarayından kanat çırpan kuşların çektiği yıldızlı arabana biner; yeryüzüne inerdin bulutsuz mavilikten; ölümsüz dudağında o aydınlık gülüşle sorardın, "Gene nen var?" derdin "nedir gene deli gönlünü çelen? Tılsımımla kimi baştan çıkarıp yollamam gerekiyor koynuna? Söyle, Sappho, kim seni üzen? Kaçıyorsa, kaçsın, bırak, yakında o senin ardına düşecek, bugün almıyorsa verdiklerini, yarın o sana armağanlar verecek, seni sevmiyorsa, istemese de er geç sevecek." Geleceğin varsa, şimdi gel, kurtar beni Kuşkudan, ne diliyorsa gönlüm yerine getir, sen de katıl benimle savaşa. Bir yigitten daha üstün o erkek Tannlarla eş benim gözümde o erkek ki yanında oturabiliyor sesinin tatlı yankısını, yüreğimi hızlandıran can alıcı gülüşünü yakından duyabiliyor. Birden karşıma çıksan, soluğum kesilir- dilim tutulur; ince bir alev dolanır derimin altında; gözlerim kararır, yalnız kendi uğultusunu duyar kulaklarım, ter dökerim: ürpertiyle sarsılır her yanım, kurumuş ot gibi solar rengim Nerdeyse ölümle yüz yüzeyimdir ama yoksulum, katlanmaktan başka elden ne gelir! Evet, Atthis, inan. Sardes'te bile sık sık bizi düşünüyordur Anaktoria Ona bir tanrıça gibi göründüğün en çok senin türkülerinden hoşlandığı birlikte yaşadığımız günleri. Şimdi Lydia'lı kadınlar arasında en çok o göz kamaştırıyor gün batarken doğan gül parmaklı ay nasıl gölgelerse bütün yıldızları, nasıl yayarsa ışınlarını tuzlu denizlere, çiçekli kırlara. Pırıl pırıl çiy yağıyor güller açsın, kekikler koksun yoncalar yeşersin diye; ama o ne yaptığını bilmeden dolaşıyor, sevgili Atthis'i düşünüyor, yüreği, özlemekten, acıyla dolu. Gelin! diye bizi çağırıyor acı acı, bin kulaklı gece bu çığlığı taşıyor denizin ötesinden. Sardes'li bir askerin karısına: Kimi süvarilerdir, diyor, kimi piyadeler, kimi de, donanmamızın tek kürek vuruşlu denizcileridir, diyor, yeryüzünde göze en güzel görünen şey;bense kişi kimi seviyorsa, diyorum, odur en güzel Bunu anlamaktan kolay ne var: bunca erkek tanımış Helena bile Troya'nın onurunu hiçe sayan bir erkeği seçmedi mi sonunda? uyarak Paris'in isteğine yurdunu yuvasını bırakıp onun ardından gitmedi mi? Işte Anaktoria, sen de uzklarda, bizi unutsan bile, tatlı ayak sesini duymak bakışlarının ışıltısını görmek Lydia'lı atlıların parıltısından da, kuşamlı piyadelerin yürüyüşünden de daha çok sarsıyor yüreğimi. Bir satır olsun almadım ondan Doğrusu ölsem daha iyi. Durmadan ağladı giderken; "Sappho," dedi, "Bu ayrılığa dayanmak gerek. Gözüm arkada gidiyorum." "Git," dedim, "mutlu ol, ama unutma, kimi aşkın zincirine vurduğunu geride "Beni unutsan bile, Aphrodite'ye sunduğumuz armağanları, paylaştığımız onca güzelliği düşün "saçlarını süslediğin bütün o menekşeleri, konca gülleri, gencecik boynuna taktığın yüzlerce çiğdemi "tatlı kokular sürerdin saçlarına, yumuşak döşeklere uzanmış kızlar gönül avuturlardı sevdikleriyle "ne bir türkü söylenirdi biz katılmadan, ne bizsiz, çiçek açardı ilkyaz..." ...
Kendime Not
Nedir Gene Deli Gönlünü ÇelenSappho · Can Yayınları · 20141,200 okunma
·
510 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.