Gönderi

Heidegger'de Dasein'in Varlığı ve Zaman Felsefesi'
10/10
·204 syf.··
Beğendi
·
2022 82. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2022 02:14
Heidegger, 20.yy’ın en büyük filozoflarından biriydi. 1930’larda Nazizm’le bir süre içli dışlı olduğu da doğrudur. Ama bu kadar önemli bir filozof olmasaydı, kimse kalkıp onun siyasi görüşlerinin ayrıntılarıyla ya da dini inançlarıyla bu kadar uğraşmazdı. Michael Inwood, söz konusu “Varlık ve Zaman” eserine bir yorum taşımış ve kesinlikle daha anlaşılır hale getirmiş. Heidegger, herşeyden önce insanın varlığını, yani onun tabiriyle Dasein’ı soruşturmakla işe başlar. Dasein’ı varoluşu açıklamak için kullanır ve eserinin baş karakteri de Dasein’dir. Onun felsefesinde ne tür bir soru olursa olsun, tüm soruları soran zaten Dasein’dir. Örneğin, “zürafalar nasıl çiftleşirler?” gibi bir soruya cevap verebilmek için öncelikle bu soruyu soran insanın varlığını incelememiz gerekir. Varlık üzerine soru sorsun ya da sormasın, tüm insanların bu konuda bir fikri, az da olsa bir bilgisi vardır. Aksi takdirde kendi varlıkları da dahil, hiçbir varlıkla ilişki kurabilmeleri mümkün olmazdı. Ayrıca Dasein, bir taş, bir ağaç veya bir ineğin aksine, dünyanın farkındadır, onu bilir; hem kendisinin hem de dünyadaki şeylerin farkındadır ve bunun kaynağı da onun “varlık anlayışı”nda saklıdır. Heidegger’e göre Dünya’nın bir varlıklar yığınından öte bir bütünsellik içinde olduğu düşüncesi yalnızca Dasein ile birlikte mümkündür. Dasein diğer herşeyden farklıdır; o, tüm parçalarını bir araya getirdiği dünyanın tam merkezindedir. Dolayısıyla araştırmasının çıkış noktası olarak Dasein’i belirleyen Heidigger tek bir varlık üzerine de odaklanmamıştır; Dasein’i soruşturmak demek, herşeyi, tüm dünyayı soruşturmak demektir. Ayrıca Heidegger’in etkilendiği büyük filozoflardan biri de Aristoteles olmasına rağmen onu iki yönden çiğner. Birincisi, Dasein belirli özellikler veya “arazlar” ile donatılmış ve asli bir doğaya sahip bir töz değildir. İkincisi, Dasein’in olanaklılığı veya mümkün olmaklığı onun gerçekliğinden önce gelir: Dasein kesin bir gerçeklik olmaktan ziyade, farklı biçimlerde var olabilmenin bir imkanıdır. Heidegger’e göre Dünya’daki şeyler gündelik Dasein’in çok da gözüne çarpmaz ve bu durum da bazı çelişkiler doğurur. Çünkü filozoflar da gündelik Dasein’dan farklı bir tür olmadıklarına göre, o zaman gündelik Dasein’in fark edemediklerini görebilmek için gündelikliğin ötesine nasıl geçebiliyorlar? İşte bu noktada mutlak hakikatin imkansızlığı bir kez daha gözler önüne seriliyor. Çünkü bir şey asla tamamen aydınlatılamaz veya aynı şekilde büsbütün karartılamaz. Dolayısıyla Heidegger, kendi görüşlerinden bahsederken de onların hakikat olduklarını nadiren savunur ve karşıt görüşleri de büsbütün reddetmez. En sonunda ise Dasein’in mutlak ölümünü haber verir ve ölüme dair görüşlerini anlatır. Ölümün ardından Dasein de artık yoktur ve Dasein olmadan bir dünya yada varlık algısı düşünülemez. Varlıklar yine var olurlar elbette ama Varlığın “varlık olma” algısını bize Dasein kazandırdığından, Daseinsiz varlıkların da bir varlık olmasının anlamı olmaz...
Felsefe-Düşünce
HeideggerMichael Inwood · Dost Kitabevi · 201425 okunma
··
1.422 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.