·168 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Kasım 2022 00:15 Evrensel mi? Yerel mi?
İşte bu kitabı okuduğumda, cevabım yerellik oldu. "Bana damdan düşeni getirin" deyimini bilirsiniz. Düşenin derdini en iyi o anlar çünkü , sözleriyle girizgahımı yapayım.
Yazarımız Şeniz hanımı tebrik ediyorum. O kadar keyif aldım ki okurken anlatamam. Şöyle kabataslak ifade etmeye çalışacağım duygularımı.
Bu sene okuduğum kitapların içinde "Kurtlarla Koşan Kadınlar" ile karşılaştırma yapsam, belki aynı klasmanda değil evet ama, alanında doyuma ulaştıran bir kadın yazar olarak, emin olun ki Clarissa P. Estes hanımın kitabından çok daha fazla etkili buldum. Evet tatlar farklı, tanıdık bir tat bu. Yerelliğin tadını yaşarken, evrenselliğin de üzüntüsünü yaşadım. Nasıl? Nasıl ki her toprağın insanı için yetişen meyveler vardır ve orası onun habitatıdır, aynen onun gibi. Vatanında yetişen endemik ve o vatan insanlarına yarayan tarım ürünleri gibi. Avakado ve ananasın vatanı Türkiye değildir. Tropikal bölge de yetişirler ve oralarda bilinir yenilirler, ama bi sebeple ve şekilde ülkelere devşirme yollarla ulaşırlar. İşte bunun gibi her ülkenin şartları bitkisi ve hayvanı gibi o ülkenin tabiatına uygun yetişir kendi içinde.(teşbihte hatamız olmasın aman :))
Şimdi hal böyle iken , bu vatanının sorunlarını birebir yaşayan ve tespit edebilen bu hanımefendinin yazdıkları tam bize göre ve bizim içindir. Fakat diğer yandan yalnızca yerel olarak okunan bu satırların neden bi Clarissa'sı olamaz ki Şenez hanım. Kaldı ki çok kıymetli bir kitabı , çok kıymet verdiğim bir insanın elinden Migros alışverişi yaparken tesadüf rastlayip bana ulaştırmış olmasaydi, şu an bende bu satırları yazamamis olacaktım.
9.90 tl ye Migros'ta satılan bir rafta "Aşkın Sırrı" na rastlamak ,bilgiye bazen nasıl ve nerede rastlayacağız şokunu da yaşatmış oldu tekrar bana. Gerçekten dolu dolu gümbür gümbür sözleri ile, dinden, bilime, evrenden insana ve insandan ilişkilere öyle kıvrak hareketlerle geçiş yapmış ki hanımefendi, kendisiyle gurur duydum. İnsana ışık veren , aydınlatan bu insanlar olmasaydı acaba ne yapardık.
Bu kitaba bir sekilde ulaşılmasını ve titizlikle okunmasını tavsiye ediyorum. Kitabın çoğaltılmasını sağlamak sanırım biz okuyucuların talebi ile bu yazılanların daha geniş kitlelere ulaştırılması vazifesini sağlamaktır.
İnternette araştırıp ulaşmaya çalıştığım bilgiler kısıtlıydı yazarımız ile ilgili, fakat eğitimini ve işini severek yaptığı çok belli olan bu kalem, dinden giriş yapıp konuyu cinselliğe, toplumun ortak hassasiyetini gözeterek öyle zerafetle işlemiş ki sayın DOĞAN, ve anlattıklarınız o kadar doğru ki ve biz bu doğruları uygulamakta o kadar gerideyiz ki, yazdıklarınızı okurken , bir resitalde piyano çalan virtüözü izlerken uzaktan "aa aslında ne kadar kolay yaa, bende çalabilirim" diyen fakat piyanonun başına geçtiğinde yalnızca sağ eliyle amatör :) ve çocuksu bir yüz ifadesiyle " Do, bir külah dondurmaaa, Re, masmavi bir deree şarkısını çalan ilkokul çocukları gibiyiz. 88 tuş 'u idare etmek hiçte kolay değildir ama işin içine girmeden bir sihir bize sanki o virtüöz gibi calabilecegimizi söyler nedense :) Yani yine demem o ki, uzaktan okuması kolay ve büyülü geliyorda yazdıklarınızı ve yazılanları, nasıl derler biz Türkler :) işin başına geçince tatbikte sıkıntılar yaşıyoruz.
Ama koca koca çizikler attım, notlarımı aldığım yerleri çalışacağım. Tekamül sürecimin hızlanmasına vesile olan siz Şeniz hanımın ve bu satılarla buluşmamı sağlayan kıymetlimin ellerinden öperim.
SEVGİLER'imle ...
Çok önemli bir şeyi unuttum. Kitabın sonunda adı geçen Kemal ATATÜRK'ümüze yer vermeniz, kitabın anlamını taçlandırmıştır. Hallacı Mansur'a temasınıza nazaran da Edip Harabiyle size ve okurlara bu defa gerçekten veda ediyorum :) sağlıkla...
~ Daha Allah İle Cihan Yok İken~
Daha Allah İle Cihan Yok İken
Biz ani var edip ilan eyledik
Hakk'a hiçbir layık mekân yok iken
Hanemize aldık mihman eyledik
Kendisinin ismi henüz yok idi
İsmi söyle dursun cismi yok idi
Hiçbir kıyafeti resmi yok idi
Sekil verip tıpkı insan eyledik
Allah ile burda birleştik
Nokta-i âmâya girdik birleştik
Sirr-i Küntü kenzi orda söyleştik
İsmi şerifini Rahman eyledik
Aşikâr olunca zat ü sıfatı
Kün dedik var ettik bu semavatı
Birlikte yarattık hep kâinatı
Nam ü nisanını cihan eyledik
Yerleri gökleri yaptık yedi kat
Altı günde tamam oldu kâinat
Yarattık içinde bunca mahlûkat
Erzakını verdik ihsan eyledik
Asılsız fasılsız yaptık cenneti
Huri gılmanlara verdik ziyneti
Türlü vaidlerle her bir milleti
Sevindirip şad ü handan eyledik
Bir cehennem kazdık gayetle derin
Laf ateşi ile eyledik tezyin
Kildan gayet ince kılıçtan keskin
Üstüne bir köprü mizan eyledik
Gerçi Kün emriyle var oldu cihan
Ars-i Kürsü gezdik durduk bir zaman
Bos kalmasın diye bu kevnü mekân
Âdemin halkını ferman eyledik
İrfan olan bilir sirri müphemi
İzhar etmek için ism-i azami
Çamurdan yoğurduk yaptık âdemi
Ruhumuzdan bir ruh revan eyledik
Âdem ile Havva birlik idiler
Ne güzel bir mekan bulduk dediler
Cennetin içinde buğday yediler
Sürdük bir tarafa puyan eyledik
Âdem ile Havva dan geldi çok insan
Nebiler Veliler oldu nümayan
Yüz bin kere doldu boşaldı cihan
Nuh Naciyullah'a tufan eyledik
Salih’e bir deve eyledik Ihsan
Kayanın içinden çıktı nagehan
Pek çokları buna etmedi iman
Anları hak ile yeksan eyledik
Bir zaman Eshabikefhi uyuttuk
Hazreti Musa’yı Tur'da okuttuk
Siti çulha yaptık bezler dokuttuk
İdris’e biçtirip kaftan eyledik
Süleyman’ı dehre sultan eyledik
Eyyub'a acıdık derman eyledik
Yakup’u ağlattık nalan eyledik
Musa’yı Şuayb'a çoban eyledik
Yusuf'u kuyuya attırmış idik
Mısır’da kul diye sattırmış idik
Zeliha'yi ona çattırmış idik
Zellesinden bendi zindan eyledik
Davut peygambere çattırdık udu
Kazadan kurtardık Lut ile Hud'u
Bak ne hale koyduk nar-i Nemrut’u
İbrahim’e bağ u bostan eyledik
İsmail’e bedel cennetten kurban
Gönderdik şad oldu Halilürrahman
Balığın karnini bir hayli zaman
Yunus peygambere mekân eyledik
Bir mescide soktuk Meryem Anayı
Pedersiz doğurttuk orda İsa’yı
Bir Ağaç içinde Zekeriyya'yi
Biçtirip kanına rizan eyledik
Beyti mukaddeste Kudüs şehrinde
Nehri Seria'da Erden nehrinde
Tathir etmek için günün birinde
Yahya'y'i 'Isa'y'i 'üryan eyledik
Böyle cilvelerle vakit geçirdik
Bu enbiya ile çok is bitirdik
Başka bir Nebiyyizisan getirdik
Anin her nutkunu Kur'an eyledik
Küffarı Kureysi ettik bahane
Mehmet Mustafa geldi cihane
Halkı davet etmek için imane
Murtaza'yi ona ihvan eyledik
Ana kıyas olmaz asla bir nebi
Nebiler sahidir Hakk’ın habibi
Biz ani Nebiyyi-ihsan eyledik
Hak Muhammed Ali ile birleşti
Hep beraber kabekavseyne gittik
O makamda pek çok muhabbet ettik
Leylerelesrayi seyran eyledik
Bu sözleri sanma her insan anlar
Kus dilidir bunu Süleyman anlar
Bu sirri müphemi arifan anlar
Çünkü cahillerden pinhan eyledik
Hak ile hak idik biz ezeliden
Ta ruz-i Elestte Kalubelide
Mekan-i Hüda'da bezm-i celide
Cemalini gördük iman eyledik
Vahdet âlemini bilmeyen insan
İnsan suretinde kaldı bir hayvan
Bizden ayrı değil Hazreti Süphan
Bunu Kur'an ile ayan eyledik
Sözlerimiz bizim pek muhakkaktır
Doğan ölen yapan bozan hep Haktır
Her nereye baksan Hakki mutlaktır
Ahval-i vahdeti beyan eyledik
Vahdet sarayına giren için
Hakki heykelyakin görenler için
Bu sirri HARABİ bilenler için
Birlik meydanında cevlan eyledik
---Edip HARABİ---
" BU SÖZLERİ SANMA HER İNSAN ANLAR,
Kuş dilidir bu...
Ancak anlayanlar anlar.