·481 syf.····Okunma: 16 Kasım 2022 00:00 ''Hiçbir hastalıktan ölmediler!''
Sesinde bir sitem vardı. Hepimiz acaba çıldırdı mı gibilerinden yüzüne baktık. Acılıydı, sarsılmıştı, ağlıyordu ama çıldırmış bir hali yoktu.
Hoca,
''Ne demek istiyorsun hanım?'' diye sordu.
Babaannemin birden gözleri alevlendi. Solgun çehresinde, acılı bir çift gözdü sanki konuşan.
''Annemle babam öldürüldüler doktor bey. Hastalıktan ölecek kadar yaşlanamadılar.''
Yine bir sessizlik oldu. Doktor bu sefer daha alttan alan bir sesle konuştu:
''Bunun bizim konumuzla bir ilgisi yok ki. Ben sadece kalp-damar hastalığı açısından genetik bilginizi almak istedim.''
Ve sonraki yıllar boyunca yüzlerce kez kulaklarımda çınlayacak olan bir yanıt geldi babaannemden. Ama doktora söyler gibi değil, kendi kendine konuşur gibi ve tavana bakarak.
''İlle bir hastalık arıyorsanız'' dedi, ''onları öldüren insanoğlunun zalimliğiydi!'' -Sf 90-91
Yıllardır edindiğim 'elimden hiç kitap düşmeme' alışkanlığımdan olsa gerek uzun zamandır hiçbir kitap bana böyle dokunmamıştı. Aylar sonra bu roman edindiğim monotonluğu bozdu. İstanbul gibi bir yerde otobüsün o kaosundan beni uzaklaştırdı, her şeyi sessizliğe gömdü resmen.
Serenad. Beni gerçekliğiyle yerden yere vurdu, suratımda bir tebessüm oluşturdu, otobüste o kadar insan içinde hüngür hüngür ağlattı, her cümlesinde beni peşinden sürükledi ve kalbimde bir iz bıraktı..