Kadın-erkek ilişkilerinin psikolojik boyutunu anlamak amacıyla okudum. Okuduğuma değdi. Bu eseri, pek çok açıdan objektif ve doğru buluyorum. Zira yazar, kadının zayıflıklarını/olumsuz niteliklerini, ve aynı zamanda güçlü yanlarını/olumlu niteliklerini, sağduyulu bir şekilde anlatmış. Tabi yazar kadın psikolojisini anlatırken kitap boyunca; evrimsel biyoloji, psikoloji, genetik, tıb (b)ilimlerinin kabul gören bilgilerine atıf yapmayı ihmal etmemiş. Dediğim gibi, kitabı objektif ve doğru buluyorum ama bu kitabı feminist eğilimlere sahip biri okusa, büyük ihtimalle cinnet geçirirdi: "Ne kadar gerici bir kitap" derdi muhtemelen. Kitabı okurken şunu farkettim: Türk-İslam geleneği, kadın konusunda büyük ölçüde haklı gibi duruyor. Psikoloji, geleneği doğruluyor gibi duruyor. Şahsi düşüncem, içinde yaşadığımız çağda kadın-erkek ilişkilerinin ideal noktası, "modernitenin değerlerine yakın olan muhafazakârlık" tonudur. Yani, kadının çalışma hayatında olduğu ama bir yandan kadının geleneksel rollerini devam ettirdiği bir muhafazakârlık, aynı zamanda erkeğin ruhsal olarak kadına değer verdiği bir çağdaş muhafazakârlıktan bahsediyorum. (Feodal dönemden kalma bir muhafazakârlıktan bahsetmiyorum). Kadın-erkek ilişkilerinde hoşuma giden muhafazakârlık, işte bu tür bir muhafazakârlık: Çift taraflı denge.. Zaten yazar kitabında şunu vurguluyor: İtaat çift taraflı olmalıdır, sadece kadının itaati olursa, ezen-ezilen ilişkisini doğurur, bu durum evrendeki karşılıklılık yasasına aykrıdır, diyor. Şahsen ben de böyle düşünüyorum, kadın kocasına itaatkâr olmalı ama bir şartla: Erkek de karısına düşkün olmak şartıyla. Zaten evlilik dediğimiz şey, kaynakların (paranın, sevginin, ilginin) çift taraflı paylaşımdan ibaret değil midir? Her neyse kitaba puan verecek olursak, 9/10 veriyorum. Özetle; Kadın psikolojisini, bilimin kabul gören yaklaşımlarıyla anlatan bir kitaptır. Sosyal bilimlerle ilgilenen herkesin okumasını tavsiye ederim.