·256 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Kasım 2022 18:43 Sabahattin Ali..
Her kitabını okuduğumda keşke arkadaşım, ağabeyim olsaydın dediğim; yazdıklarını okurken sanki o insanları parmağıyla işaret ederek onların bakışlarından duruşlarıdan nasıl olduklarını tarif eden büyük üstat...
Kitaba gelecek olursak;
Ömer:
ateş gibi zekası ve keskin görüş kabiliyetinin yanında her ne kadar hür bir adam olduğunu zannetse de kendi içinde çocuk kalan ve hayatın meşakkatli devirdaiminde muhtaç kalmaktan kendini alıkoyamayan kişi ama macideyi bi o kadar seven belki de yeryüzünde yegane dürüstçe konuştuğu insan olarak gören genç...
Macide:
Hayatta çok az insanın sahip olabildiği, kendi gibi olan.. hiç bir yerde kendini istemediği davranışa mecbur hissetmeyen.. belki dışardan soğuk ama içinden şefkatli, düşünceli haliyle sıcacık olan.. okurken hayran kalacağınız kişi..
Ve Bedri:
İnsanların sahteliklerine ve olmadıkları gibi davranmalarına tahammülü olmayan birine bakınca o birini şeffaf bir perdeyi kaldırır gibi görebilen.. Ömer'e dostluğu, Macide ye merhameti ile kendini bize sevdiren.. her hareketinden olgun ve adamakıllı biri olduğu görünen adam..
İçimizdeki şeytanın ne olduğuna gelince:
İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum; müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratima tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması...
Türk edebiyatında en sevdiğim yazarlardan biri olan Sabahattin Ali'nin bu romanı toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın 'kapana kısılmışlığını' gösteriyor. Herkes betimleme yapar ama Sabahatin Ali ; yazdığı kişinin ruhunu betimler içini resmeder. Muhakkak okuyun.....