Puan vermedi·159 syf.····Okunma: 13 Nisan 2022 20:56 Her yaşantının bir de karşı tarafı vardır. Eğer tek bir kişinin bakış açısına maruz kalmışsak onun düşüncelerinde hapsoluruz. Hatta bununla büyümüşsek belki de ömrümüz koca bir yanlışın içinde tükenir gider.
Bir tarafta babalığını yaşayamamış bir adam, bir tarafta çok zor bir çocukluk yaşamış ve büyürken acıma duygusunu geride bırakmış bir kız çocuğu.
Peki gerçekler ne?
Zehra'yla çıkıyoruz bu yolculuğa. Harika bir karakteri olan Zehra'nın eksik olan yanını; "acıma duygusunu" tamamlıyoruz.
Bizim de eksik yanımız bir nebze olsun tamamlanıyor sanki, empati duygumuz.
Yine tertemiz niyetlerle hayata atılan insanların nasıl kirlendiğini görüyoruz. Aslında insanlar kirlenmiyorlar. Bence özüne dönüyorlar. Bu yüzden hayatın sillesini yerken yenik düşenler güçsüz insanlar olurken ne yaşarsa yaşasın kararlılığından vazgeçmeyen insanlar bu hayattan onuruyla ayrılıyor. Burada açık bir pencere var bu yüzden. Mürşit Efendi, bu hale düşmek zorunda mıydı? Bu kadar saf olmak zorunda mıydı? O kadar öğüt ve nasihatten sonra kendi cebindeki paranın hesabını başkalarına yaptırmak zorunda mıydı? Kolay yolu seçmiş gibi görünüyor. Bu yüzden ne kadar suçsuzsa bir o kadar da suçlu olduğu kanaatindeyim. Her ne kadar böyle düşünsem de Mürşit Efendi'nin haklılığı yazarın kendi düşüncesi kitapta ağır bastığı için beni ikna etti. Zaten her zaman kötü görünen insanlara karşı içimde bir acıma olmuştur, belki ben de bu kadar acımamalıyımdır.
Ve sonu... Yürekleri paramparça eden bir baba-kız hikayesi. Aile çok hassas bir konu ve çoğu insan sevdiğini bile ailesine mezar başında söyleme şansı buluyor. Bu yüzden kesip atmadan önce son bir şans vermemiz gerektiğini öğreniyoruz.
Dik durmak lazım, hayat zor. Hele hayatı bizden zor olanlar için belki de "acımak" çok daha zor bir meziyet. Ama onlar için değil, kendimiz için insanları dinlemeli, affetmeli ve ketumluğun sınırını bilmeliyiz. Bazı şeylere saplantılı kalmazsak ne Mürşit Efendi gibi kendimizi hayatın akışına bırakırız, ne Zehra gibi babamızın son nefesini kaçırırız. Hayatın kuralı bu; ölçülü olmak. Eğer ki yüreğimizde ukteler kalmadan göçmek istiyorsak bu dünyadan.
Herkesin okuması gereken bir hazine olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim.