Puan vermedi·724 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Kasım 2022 00:00 Bir serüven düşünün ki belli yerlerde sinirlenip belli başka yerlerde karakterlere acıyorsunuz. Belli yerlerde benliğinizi buluyor belli başka yerlerde bu da mı oluyor ya diye okuyup geçiyorsunuz. Anlamak adına çaba sarf ediyorsunuz, bu cümleler neden yazılmış diye okumaya çalışıyorsunuz. Sayfalar hiç durmadan çevriliyor, Selim'i bulmaya çalışıyorsunuz. Ölmüş Selim'i yaşatmak adına çözümler arıyor, Turgut'la konuşuyorsunuz. Turgut'a kızıyor, Selim'in ailesini yadırgıyorsunuz. Bazen Turgut oluyor bazen de Selim. Bazen Günseli bazen de sadece Selim'in ailesine sahip biri. Ya da bir okuyucu gözlemciliği ile hayatı okuyan zihnimizin maruz kaldıklarını eşleştiriyoruz ve kitap bize "tabi ya" dedirtiyor. Kitapta illaki oluyoruz. Nedeni belli aslında. Post-modern yazar Oğuz Atay. Ve biz hala post-modernizmin mirasçılarıyız. Bana kalırsa pek çıkamayacağız gibi. Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar kitabını eleştiren, Selim'e "şımarık çocuk", "ne istediğini bilmeyen" "iyilik de yaramıyor ki buna" diyen birçok yorum okudum. Okuyunca kitabı gözümün önünde bir kez daha canlandırdım. Sayfaları, çizdiğim yerleri aklıma getirdim. Ben mi çok cahilim ya da insanlar mı çok zeki dedim kendi kendime? Cevabını vermedim elbette. Ama Selim bir karakter değil sadece. O bir model. Kendi dönemi ve sonrası için bir model. Onu şımarık bir çocuk olarak yorumlamak Atay'ı anlamamak demek bence. Değeri verilmemiş bir kitap olmasına karşın bu şekilde acımasızca yorumlara maruz kalması üzüyor beni. Belli yerlerde konu dışı çıksa da vermek istediği mesajı Atay'ın, harikulade verdiğini düşünüyorum. Kimsenin yorumunu eleştirmek istemiyorum ama hoşa gitmedi diye 'kitap o kadar da mühim değil' diye yorum yapılmamalı. Üstünde durulup konuşulası pek konusu olan bir kitap.