Dile getirilmesi zor bir eser oldu benim için. Eserin ne tarafından tutucam, neresinden başlayacağım bilmiyorum. Tek emin olduğum şey beni ters köşe yapmış olması. Okuduğum dünya klasikleri arasında en müstehcen en aklımın hayale almadığı, bu eser oldu -şimdilik-
"Kenar mahallelerin çöplüğünden yükselen bu dişi sinek, kimsesizlerin ve yoksulların öcünü almıştı böylece. "
Özetlemek gerekirse bu diyebilirdim fakat daha fazlası var.
Zola'nın, bu eserinde vermek istediği şey aslında hiç kimsenin ağzıyla konuşmadığı ve iş yapmadığıdır. Kimin eli kimin cebinde hiçbir zaman belli değildir. Düzenli bir hayat yaşıyorsan üstelik paran da varsa, sana kimse bir şey diyemez, istediğin gibi yaşarsın. Ama bunun tam aksini yaşıyorsan, otur ve arkandan söylenenleri dinle.
Para uğruna kendini satanlar, parayla satın alanlar. Peki, ya bu bu para bittiğinde ?
İşte o zaman hayatları da sona karışıyor.
Zola, eserinde , Paris sosyetesinde , parası olmayan kadınların bir şeyler sattığını hatta en sonunda bedenlerini sattığını ve erkeklerin satacak bir şeyleri olmadığı için onurlarınını, gururlarını sattığını tüm gerçekliği ile gösteriyor.
Zola ile aynı fikirde olmadığım birçok yer oldu. Çoğu zaman, böyle bir şeyi nasıl yazabilmiş? , diye aklımın kemale ermediği bölümler de oldu. Ama yine de bu kitabı bırakabildim mi ? Hayır. İşte arkasından epey düşündüren, konuşturan belki zıt bile olduğunuz bu eser, okunmayı fazlasıyla hak ediyor.
Emile Zola'nın, oluşturduğu ve yazdığı şeyler tam bir' Emile Zola' tanımını yaptırıyor.
Nana'yı oturaklı bir karakter beklerken, hayat kadını olması ve işin ucunu kaçıracak çok fazla şey yaşaması...
Daha fazlasını söylemeyeceğim Emile Zola
#emile #zola #nana #Fransızedebiyatı #dünyaklasikleri #roman