Karantina dönemiydi, o zamanlar lise son sınıftım. Okula sadece sınav olmak için geliniyor daha sonra tekrar eve dönülüyordu. Okula yeni nakil geldiğim için kimseyi tanımıyor, sessiz sessiz gelip gidiyordum. Cuma günü, son sınavımızdaydık. Sınıftaki herkes ikişer üçer çıkmıştı, sanıyorum en son ben bıraktım kağıdı masaya. Ayrılmak üzereyken gözetmen hoca kolumdan tuttu, daha önce birbirimizi görmemişken, adımı dahi bilmiyorken beni alt üst edecek o soruyu sordu;
"Daha önce Tarık Tufan okudun mu?"
Baya şaşırmıştım, toparlandıktan sonra anlam veremediğimi anlatan bakışlarla hayır dedim, hayır okumadım. Manâlı bi şekilde gülümsedi, "sana hitap edeceğini düşünüyorum, mutlaka oku."
O sınıfta en az otuz kişiydik. Onca kişi içinden ben takılmıştım gözüne, beni incelemiş, hakkımda çıkarımlar da bulunmuş ve bana özel yazar tavsiyesinde bulunmuştu. Hayatımın başka bir anında bu kadar değerli hissettiğimi hatırlamıyordum. Ertesi gün ilk işim kitapçıya gidip yazarın gözüme çarpan tüm kitaplarını almak oldu. Beni Onlara Verme, okuduğum ilk kitap. Iyice hatırlıyorum, geceleri bile durmaksızın okuyor, her satırına özenle yaş döküyordum. Dediği gibi gerçekten bana hitap ediyordu, her sayfada kendime rastlıyordum. Zaman geçti, okullar açıldı, ben o hocayı aramaya başladım. Aklımda günler öncesinden belirlediğim tek soru,
"neden ben?"
Adını bilmediğim için bulmam zor oldu, tesadüfen bir öğle arasında bahçede çay içerken gördüm onu. Hemen koştum yanına, gözlerimin parladığını ben bile hissediyordum.
"Beni hatırladınız mı?" dedim gülümseyerek, kaşlarını düşünüyormuş gibi çattı. "Kusura bakma çıkaramadım, kimdin?" Alınıp bozulmadan aynı heycanla bahsettim hemen, "hani bana Tarık Tufan'ı önermiştiniz-"
"Öyle mi, sana da mi önermiştim.."
Dudaklarındaki yarım gülümsemeden çıkan tek cümle, bedenimi bi anda soğuktan buz etti. Bana özel değilmiş, düşüncesi sardı beynimi. Çocukça bir kırgınlık kopardı beni o an gerçeklikten, boşluğa düştüm. Konuşmasının devamında beğenip beğenmediğimi sordu, yarım yamalak cevap verdim. Ardından bir kaç tane daha yazar önerdi, mutlaka oku dedi. Okumadım.
Ama siz mutlaka okuyun şu kitabı. Mutlaka okuyun.