·540 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Aralık 2022 12:44 Siz hiç "severek okuduğunuz" bir kitapta aylardır okuyorum hissine kapıldınız mı? Çok hüzünlü kitaplar okudum, yürek burkan kitaplar, çocukların öldüğü, zorbalığın tavan yaptığı kitaplar. Ama hiç birinde çaresizliği bu kadar hissetmedim, bu kadar yanında olmadım kahramanların.
Joad ailesi ile dönemi birebir yaşadım; evimden oldum, yollara düştüm, tarlalarda çalıştım. Yeri geldi kamyonun arkasında uyudum, yeri geldi yağmurda çamur içinde hendek kazdım, pamuk topladım.
En son Yan Lianke'in "Günler aylar yıllar" kitabında görmüştüm buna benzer bir çaresizliği. Ancak o kitapta çaresizlik tek kişi üzerinden anlatılmıştı, bunda sorumluluklar da işin içine girince... Bir babanın, annenin çaresizliği başka birşey.
Ve kitapta insanın insana yaşattıkları. Çok güzel insanlar da var, son ekmeğini paylaşan ve çok kötü insanlar da, son ekmeğine dahi göz koyan. Bu yüzdendir ki Yılmaz Güney'in "Mutlu olma şansı" şiirini çok sevmişimdir.
"Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili,
biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz acısını acımız yaptık çünkü."
Kitapta aynı zamanda Tom ve Papaz ile dönemi de sonuna kadar anlıyorsunuz. Büyük buhran bundan daha basit şekilde, bundan daha anlaşılır anlatılamazdı.
Spoiler olmasın diye anlatamadığım ama anlatmak istediğim o kadar bölümü var ki. Daha fazla uzatmayayım. Kesinlikle ve lütfen okuyun.