Bir çok eserini okuduğum Orhan Pamuk kitaplarından en iyilerinden diyebilirim. Nişantaşın da bir aile apartmanında kuzenine aşık olan Galip, Rüya ile evlenir. Rüya nın üvey abisi ünlü gazeteci Celal Salik ortadan kayboluyor ve eş zamanlı olarak eşi Rüya da evi terk ediyor. İşte bu Galip in hem eşini hem de sevdiği amca oğlu Celal i arama hikayesidir. onların birlikte olmak için kaçtığı paranoyası yaşarken bu duygudan kurtulup onları aramanın yolunu, celal in eski yazılarını okuyarak ip uçları bulma yoluna gidiyor. Bu ip uçlarını elde ederken bir çok hikayeye dalıyor, Bu hikayelerden doğu batı karşılaştırması yaptığı mankenlerle iligili bölümü ben çok beğenmiştim. bunu da söylemeden geçemeyeceğim. bu yolculukta hurifilikle ilgili başka bir bölüm var, celal in yazdığı insanların yüzlerini okumak harf okumak gibi ilginç hikaye içinde hikaye var dedirten anlatılara da yer vermiş yazar. Yazım tekniği açısından celal karakterinin varlığını yazılarıyla ortaya koymuştur. Hep özendiği amca oğlunu anlamak nerede yaşadığını bulmak için onun gibi yaşamalı onun yerine geçmeli onun gibi daktiloda yazmalı demiştir ve uzun uğraşlardan sonra kaldığı eski Nişantaşın da kaldığı apartmanı öğrenir. ve onun gibi yer içer meyhaneleri dolaşır bu arada bize de istabul un galata tünel karaköy ünü 1990 lar ve öncesinde dolaştırır. Celal Salik hafızasını yitirmeye başlar artık eskisi olmadığından kızkardeşini de yanına çağırır, o şekilde günlük yazılarına devam eder. sonra bir telefon gelir Galip e karşısındaki kişi onun celal salik miş gibi konuşur siyasi darbelerden yapılması gerekenlerden konuşurlar onunla görüşmek istediğini bütün yazılarını takip ettiğini uzun bir sohbet olur. Sohbet ilginçti ve dönemin siyasi karışıklığına vurgu yapıyor ayrıca bana kalırsa gazetecilerin devlet ordu siyaset üçgenlerinde ki yerlerine de ışık tutuyor.Daha sonra Galip bir gün eve gelirken üstü gazetelerle örtülmüş bir ceset görür bu celal dir daha iler de de eşi Rüya dır, yatan, cinayeti bir berberin üstlenidiği mahkemedede itiraf ettiği söylenir. Böyle bir kara kitap tır. kitap hüzünle biter fakat sonunda artık Galip kendini bulmuştur, kafasında her şey yerli yerindedir tabiiki eşini kaybettiği için çok üzgündür onunla yaşlandığında yapacaklarının yarım kalmasına hüzünlenir. Bir yandan artık yazmak ister ve yazılarını yazmaya koyulur. çok güzel bir eserdi. herkese tavsiye edemem, Orhan Pamuk a biraz aşina olmak gerekir bir başlangıç kitabı olmamalı. ama yine harika bir okumaydı benim için.