Konusunu safsatacıların, halkı sömürmesinden alan Aromatik Adam, epistemik türde bir romandır.
Roman, vagondaki üç gencin şapkalı adamla karşılaşmasıyla başlar. Şapkalı adam esrarengiz şekilde bu gençlerin sorunlarını çözerek onların takdirini toplar. Gençler bu durum karşısında şaşkınlık geçirerek adamın, üstün güçleri olduğuna kanaat getirir. Olay kısa bir zaman diliminde halk arasında yankılanır. Farklı yerlerde farklı kişiler tarafından şapkalı adamla alakalı çeşitli varyantlar duyulur. Tahmin edilemeyecek bir merhaleye gelen bu hadise, gündemde büyük bir yankı bulur. Medya kuruluşları, toplumda yankı uyandıran bu olaya kayıtsız kalmayarak programlar düzenler. Programlarda yer alan yetkin kişiler olaya farklı cephelerden yaklaşır. Bir cenahta aklın, bilimin ve mantığın imkanlarını kullanarak olayın bir spekülasyon olabileceğini savunanlar, diğer tarafta ise bilime çamur atan, cehaleti savunan ve tamamen oportünist olan insanlar yer alır. Yazar bu şekilde suni bir karşıtlık yaratarak kadrajını topluma çevirir. Karşılık beklemeden insanlara yardım eden bu adamın varlığı fırsatçıların da ekmeğine yağ sürmüş olur. Toplumun duygularını sömürmeye başlayan kifayetsiz muhterisler, bilim insanlarını ve bilimi yaftalayarak ekonomik çıkarlar peşinde koşar. Olay muğlak bir hal alınca emniyet mensupları devreye girer. Olayı çözmeye çalışmak, başta bir kısırdöngü ile başlasa da bilimin ışığında toplanılan deliller emniyet mensuplarının ve bilim insanlarının lehine sonuçlanır. Böylece hem şapkalı adam hem de onun şakşakçılığını yapıp, kişisel ihtirasları için Avam sömürgeciliği yapanlar tutuklanır.
Romanı biçem olarak ele aldığımızda, kitabın kabaca iki bölümden oluştuğunu söylemek yerinde olacaktır. Bu bölümleri, savcıdan önce ve savcıdan sonra diye adlandırabiliriz. Kitap bu yönüyle eğitim seviyesi düşük kesimden, eğitim seviyesi yüksek kesime doğru yönelmiştir. Bundan mütevellit yazar, kitabın savcıdan önceki bölümünde üslûbunu basite indirgemiştir. Bunu yaparken toplumun eğitim seviyesini gözler önüne sermeyi amaçlamıştır. Sunucunun bilim insanlarına "Vatandaşın anlayacağı dilde açıklama yaparsanız çok memnun oluruz. Biliyorsunuz uzmanlar kendileri teknik dile hâkim oldukları için çoğu zaman teknik konuşuyorlar. Yalın bir dille konuşursanız daha geniş bir kitleye ulaşmış olacağız." yaptığı bu tarz telkinlerle, yazar amacının halka ayna tutmak olduğunu kanıtlamıştır. Fakat bunu yaparken tekrara düşmekten kurtulamayıp kitabın ilk bölümünde akıcılığına gölge düşürmüştür. Kitabın ikinci bölümünde ise eğitim seviyesi yüksek kesime hitap eden bir üslup kullanarak bilimsel terimleri ve jargonları mandagözü gibi yazmıştır. Buyurgan tavırlarıyla sayıp dökmelere yer vererek, salt bilgiyle her şeyi okurun önüne sermiştir. İlk bölümdeki cahil cühelâ kesimin aksine, savcıdan tutun da güvenlik görevlisine kadar buradaki tüm karakterler adeta aforizma saçmaktadır. Yazarın; fikirlerini romanın bütününe harmanlayamaması ve tüm karakterlere yeterince mikrofon uzatmaması romanın kusurlu olmasına yol açmıştır. Çünkü olayın başkahramanı olan şapkalı adama mikrofon uzatamaması ve toplumun fikirlerine yer vermemesi okuyucunun zihnindeki soru işaretlerin giderilmemesine sebep olmuştur.
Zaman ve mekân yönünden incelediğimizde, zamanın belirsiz olduğunu görmekteyiz. "Uzun zamandır...", "haftalardır...", tarzındaki ifadeler ile zaman unsuru belirtilmiştir. Vagon, stüdyolar, savcının bürosu, magazin ofisi, kafe, karakol, biyoloğun ofisi ve psikoloğun kliniği romandaki mekânlardır. Şapkalı adam, vagondaki üç genç, sunucu, gazeteciler, doğaüstü konular uzmanı, fizikçi, psikolog, sosyolog, güvenlikçi, savcı, emniyet görevlileri, hakim, biyolog, tıp uzmanı, alternatif tıpçı, kozmik şifacı, savcının hocası ve felsefeci de romanın kişi kadrosudur.