Jack London. Mükemmel bir kalem olduğunu okurlarının hiç biri inkar edemez. Kesinlikle çok başarılı eserleri var. Mükemmellikte başı çeken eseri kuşkusuz Martin Eden
Vahşetin Çağrısı'nda Beyaz Diş ile benzerlikler bir hayli fazla diyebiliriz. Biri kurttan türemiş bir köpeğin, diğeri normal bir köpeğin güzelden kötüye sonra kötüden güzele doğru giden hayatlarını konu almıştır. İnsanlığın hayvanalara ve doğaya ne kadar ihtiyaç duydukları ilkel zamanları hepimiz biliyoruz. Günümüzde de durum çok farklı değil aslında. Yalnız ihtiyaç duyarken nasıl kullanmamız gerektiği, nasıl davranmamız gerektiği konusunda yeterli bilgiye sahip değilsek felaketimiz olabileceklerini çok açık bir şekilde gösteriyor bize sevgili Jack London
Bundan sonraki kısımda spoiler verebilirim.
Buck'ın benimsemek zorunda bırakıldığı dişe diş sopaya sopa kanunu sayesinde kendi potansiyelinin üstüne koyarak büyümesi, ona bitmek tükenmek bilmeyen bir güç kazandırıyor. Bu sayede hayatta kalmayı başarmaktan çok hayatları sonlandırmak konusunda edindiği tecrübeleri gün geçtikçe çoğalıyor.
Bir çok kere sahibi değişmiş olmak, bir yerde kalıcı olamama korkusunu beraberinde getiriyor. Alışkın olduğu krallığından kopartılarak zorlu kızak köpekliği macerasına ve henüz yoldayken uğradığı zorluklar ve dayakların yol açtığı yaralar ile birlikte sonu merak uyandıran bir serüvenin içine atılıyor. Para verenin değil, sevgi verenin gerçek sahip kabul edildiği bu kitapta; vahetin iç yüzüne yakından tanıklık ediyoruz. Okumanızı tavsiye ederim kesinlikle. Herkese iyi okumalar...