·331 syf.····Okunma: 10 Aralık 2022 18:43 Kitap adı bilinmeyen bir yerde, adı bilinmeyen bir sokakta ve belirsiz bir zaman diliminde trafikte yeşil ışığın yanmasını beklerken aniden kör olan bir adamı anlatarak başlıyor. Bahsedilen körlüğün fizyolojik körlükten farkı her yeri beyaz yani bir süt denizi olarak görmek. Bu da bir bakıma toplumsal körlük tanımıdır diyebiliriz. Trafikteki adamdan başlayarak herhangi bir şekilde iletişime geçmiş herkese bulaşıp en sonunda salgın halini almıştır. Bir kişi dışında herkesin kör olduğu ve o kişiyle beraber herkesin terk edilmiş bir akıl hastanesinde karantinaya alınması, askerlerin denetiminde olması ve orada zorlu bir yaşamla karşı karşıya gelmeleriyle devam ediyor.
Yazarın anlatımı ilk başlarda karışıkmış gibi gelebilir çünkü nokta ve virgül dışında herhangi bir noktalama işareti yok ve kitaptaki hiçbir karakterin adını da bilmiyoruz. Yazar bu durumu da "Zaten körüz, isimlerin bir önemi yok." diyerek aktarıyor. Okudukça karakterleri tanıyıp, anlatımı anlayıp belki de fark etmeden olaylara dahil olmuş gibi oluyorsunuz bu da hem akıcılığının hem de kurgusunun kusursuzluğunu gösteriyor.
Son bölümlere geldiğimde ilk bölümlerdeki akıcılığı yakalayamasam da tavsiye edebileceğim bir kitap.
Kitaba puanım 8.