·268 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Haziran 2017 17:19 Son 15 gündür üst üste sonu ayrılık ile biten benzer aşk hikayelerine rastlıyorum. Önce başrollerini Liza Minelli ve Robert De Niro'nun paylaştığı New York New York filmi, sonra başrollerini Emma Stone ve Ryan Gosling'in paylaştığı La La Land filmi ve İçimizdeki Şeytan hepsi de birbirini delice aşık iki insanın birlikte bir hayatı paylaşamayacaklarını anlatan hikayeler üzerine kurulu, ben işte buna evet derim.
Aşka inanmayan biri olarak bu aşkların devam edememesi de bana garip gelmemektedir. Çünkü hayat aşktan ibaret değil, yaşantımızı sürdürebilmemiz için gerekli olana unsurlar sadece aşk ile maalesef çözülemiyor. Yaşadığımız bir toplum var ve bu toplumunda bazı kuralları var. Bizde insan olarak ister toplum kuralı deyin, ister toplum baskısı uymak zorundayız. Elbette aralarda farklılıklar olacaktır, ama bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar.
Keyif alarak okuduğum romanda beni en çok Macide karakteri etkiledi. O dönem için bile hem modern, hem de muhafazakar duruşu ile bir insanın yeri geldiğinde göstereceği tavırlar konusunda güzel bir örnek Macide. Kendi iç sesi ile konuşan Macide, Ömer'i bırakmak için yazdığı mektupta bile O'nu kırmamak için elinden geleni yapıyor Aslında bence bu aşk değil, gerçek sevgi ,çünkü aşk yıkar yok eder, bencildir hatta Ömer'in son ana kadar taşıdığı duygular aşktır, sonra ki yaptığı fedakârlık ise sevgidir.
Sabahattin Ali'nin sanırım hikayelerinden lise yıllarında okumuştum. İlk defa bir romanını okudum, rahat anlatımı olan, insanı sıkmayan bir kaleme sahip yazar, kalan romanlarını da okumak üzere ayrılıyorum.
Keyifli okumalar...