1920-1970 yıllarında yokluğun, sefaletin ve çilenin ardında kalan bir Türkiye.
Gaz lambasının sönük ışığında, iğne oyaları ve kanaviçe işlemeleri arasında, sandıkta eskimeye yüz tutarken bir kenarı Mücellâ'nın baş harfi işlenmiş ama yanına hiç bir zaman bir başka harf kondurulamamış bir genç kızın, herkesin gelip akıl aldığı ve iki lafın belini kırdığı Mücellâ ablaya uzanan bir ömrün, başkalarının hayatının gölgesinde karayemişin ötesine geçemeyen hayatının hikayesi.
Ben ilk kez Nazan Bekiroğlu kalemi ile tanıştım
Kendi adıma çok akıcı ilerledi Mücellâ
Zihnimde güzel anılar canlanırdı