Gönderi

Hiç bir şey göründüğü gibi değildir
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2022 52. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2022 18:31
Bir kitaptan ne bekleriz? Heyecanlanmak ya da merak duymak mı? Bilgi almak veya sadece keyifli hissetmek mi? Peki kahramanın hikayesinde ne ararız? Aşk? Entrika? Skandal? Bolca mücadele mi görmek isteriz, yoksa tam bir teslimiyet midir bizi cezbeden? Bir kitabı akıldan çıkmayacak kadar etkileyici yapan nedir? Şaşırtıcı bir son mu? Yoksa herkesin mutlu olduğu, hatta en iyisi layığını bulduğu bir final mi? Haydi daha derine inelim: Kitabın hangi ülkede, hangi tarihte ve hangi siyasal ya da sosyal çevrede yazıldığını merak eder misin? Peki; Yazarın yazım sırasındaki ruh halini, yazma motivasyonunu bilmek kitabın büyüsünü bozar mı? Bu yazının konusu olan Dostoyevski’nin Kumarbaz adlı eseri, yazarın ruh dünyasını en çok ele veren eseri olarak kabul edilmektedir. Pek çok eseri, daha hayattayken ün kazandığı ve çok basılıp satıldığı halde, seçtiği yaşam tarzı nedeniyle hayatı hep yokluk ve borç içinde geçen Dostoyevski, özel hayatındaki başarısızlıklarına karşın son iki yüzyılın en yaratıcı yazarları arasında sayılmaktadır. Steven Zweıg “Üç Büyük Usta” adlı eserinde; Dostoyevskiden; “İnsan ilk bakışta sınırlı bir eserin, bir yazarın karşısında bulunduğunu sanmakta, ama ucu bucağı olmayan bir dünya ile karşılaşmaktadır. Hareketli yıldızlardan meydana gelmiş ve bütün bu yıldızların acayip ahengiyle çınlayan bu sonsuz dünya karşısında cesaretimiz kırılmaktadır. Bu dünyaya hiçbir zaman tam olarak girmemiz mümkün değildir.” Cümleleriyle söz eder. Zorlayıcı bir baba ve naif bir annenin çocuğu olarak geçen çocukluğundan sonra gençlik yıllarında da Çarlık karşıtı yazıları nedeniyle önce idam cezasına çarptırılıp tam idam mangasının önündeyken affedilerek Sibirya’ya kürek cezasına gönderilmesi, orada geçirdiği zorlu yıllar, asla kurtulamadığı kumar alışkanlığı, babasının ölümünden kendini sorumlu tutması sebebiyle nükseden sara hastalığının yarattığı ruh hali eserlerindeki karakterlerde hayat bulur. Sibirya’dan sonra birkaç yıl içinde tekrar borç batağına düşünce bir yayıncı kendisine bir teklifte bulunur. Bütün borçlarını kapatacağını ayrıca iki yıl yaşaması için bir miktar para vereceği, bunun karşılığında da yirmi dört ay içinde kısa bir roman yazmasını, ancak bu süre içinde yazamazsa, şimdiye kadar yazdığı ve bundan sonra yazacağı tüm kitapların yayın haklarının kendisine ait olacağını söyler. Dostoyevski içinde bulunduğu borç kıskacından kurtulmak için teklifi kabul eder ve sözleşmeyi imzalarlar. Ancak yirmi üç ay geçmesine karşın Dostoyevski hiçbir şey yazamamıştır. Yazar bir dostu ona dikte yöntemiyle kitap yazabileceğini söyleyince oda dikte okulundan bir kızla anlaşarak kitabı yazmaya başlar. Sürenin dolmasına bir gün kala kitabı teslim etmek için yayınevine gider ancak yayıncı romanı teslim almamak için yayınevini kapatıp gitmişti. O zamanlar Noter de olmadığından Dostoyevski kitabı yakındaki bir karakola götürür, durumu tutanakla tespit ettirir. Sonraları yayıncı ile davalık olsalar da mahkeme Dostoyevski lehine karar verir. Zaferi kutlamak için akşam verdikleri bol votkalı partide Dostoyevski kitabı dikte eden kıza, Anna Grigoryevna Snitkin’e evlenme teklif eder. Anna teklifi kabul eder. Snitkin, yazarın ikinci eşidir ve kitap da Kumarbazdır. İşte Kumarbaz böyle bir ortamda yazılmıştır. Eleştirmelerin büyük ölçüde ortaklaştığı bir değerlendirmeye göre Kumarbazın ana karakteri Aleksey İvanoviç yazarın ta kendisidir. Aleksey soylu bir ailenin ferdi olan Generalin yanından öğretmenlik yapmaktadır ve Generalin üvey kızı Polina’ya ümitsizce ve karşılıksız olarak aşıktır. Polina’nın kendisinden yüklü miktarda para istemesi üzerine kumar oynamaya başlar ve kumar giderek onda bir bağımlılığa dönüşür. Kumarbaz kitabı sayısız analiz ve değerlendirmeye tabi tutulsa da hala bir verimli bir memba mahiyetindendir. Nitekim hikaye örgüsü pek çok psikolojik ve sosyolojik tesbit barındırır ve okur için kitabın aslında ne anlatmak istediğiyle ilgili meselede her toplumda her zamanda ve bireyde sayısız düşünce yaratır. İnsanın kendi karanlık ya da aydınlık yanlarıyla yüzleşmesine ve İç sorgulamalara sebep olur Örneğin bazı mesajlar çok nettir. Kumar bütün kötülüklerin anasıdır. Haydan gelen huya gider.Çok parası olanın ölmesini bekleyen de çok olur.Aşk öyle tekinsizdir ki insana her şeyi yaptırır. Son olarak da hiçbir şey göründüğü gibi değildir, gibi. Ama pek çok alt başlık da hikayeden kafasını uzatır. Sevginiz sürekli sınanır. Para her zaman bütün kapıları açmaz. Yardım ummadığınız yerden gelebilir. Hikayenin geçtiği küçük Alman kasabası Rullettenburg’da (isme dikkat edin lütfen) herkes kumarla yatıp kumarla kalkmaktadır. Yabancılar bu kasabaya sadece kumar oynamak için gelirler. İşte soylu bir aileye mensup General de böyle gelmiştir. Yanında çocukları ve onların öğretmeni olan ana karakterimiz Aleksey İvonoviç de vardır. General kumarda çok harcamış çok da kaybetmiştir. Zengin ve kumarbaz Rus kokusu alan Fransız De Grier ve Matmazel Blanche değişik sebeplerle Generalin etrafındandır. Herkesin tek umudu Generalin yaşlı zengin halasının ölmesi ve mirasının Generale kalmasıdır. Aleksey saplantı derecesinde bir tutkuyla Polinaya aşıktır. Onun için birini öldürebileceğini hatta Polina’ya bile öldürebileceğini söyler. Hatta zaman zaman onu dövüp sakatlamayı ve onu yemeği düşündüğünden bahseder. Dootoyevski’nin yarattığı karakterlerin ürkütücü halleri kuşkusuz ki yazarın insan doğasını çok iyi bilmesi ve karanlık yanlarını mükemmel bir biçimde ifade etme yeteneğinden kaynaklanmaktadır Ancak bunun bir başka sebebi de yazarın içinde bulunduğu hastalıklı ruh halidir. Nitekim, Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un Dostoyevski’yi eserleri üzerinden analiz ettiği “Dostoyevski ve Baba Katilliği isimli makalesinde; Dostoyevski’nin duygusal hayatının tehlikeli bir gerilim taşıdığı, sadist ve mazoşist yanları olduğundan söz edilir. Ayrıca aynı yazıda; anne babasıyla yaşadığı ilişkinin de Oidipus kompleksinin en iyi örneklerinden biri olduğu değerlendirilmiştir. Kısa sayılabilecek bu romanda; birden fazla kültürü ve sınıfı da bir arada görebilmek mümkündür. Okuduklarımız sayesinde; İngilizlerin hesaplı ve gizemli, Fransızların entrikacı ve çıkarcı Prusyalı Almanların kibirli, Ruslarınsa tatlı ve aptal olduklarını düşünürüz. Elbette bu durum, yazarın kendi milletine ve Dünyaya bakışının tarihsel izlerini taşır. Karakterler kültürel çeşitlilik gösterdiği gibi sınıfsal çeşitlilik de gösterir. Nitekim; para kazanmak için bir iş yapmak zorunda olmayan, aileden zengin, toprak sahibi soylu sınıfı ile soylu sınıfın zenginliği ve konforundan nasibi almak isteyen çıkarcı tayfa ya da para karşılığı bu gruba hizmet eden sınıfla da karşı karşıya kalırız. Kitap boyunca herkesin değişik gerekçelerle paraya ihtiyacı vardır. Kumarda kaybedilen parayı yerine koymak için para kazanmak, bunun için de yeniden kumar oynanması gerekmektedir. Bazen kazanılsa da çoğunlukla kaybedilmektedir. Herkesin beklediği tek şey yaşlı hasta zengin büyükkanenne bir an önce ölmesidir. Zira, o ölürse kalacak olan mirasla General kumar borçlarını ödeyebilecek, Fransız da ipotekli mallarını kurtarabilecek tek derdi para olan Matmazel Blanche ile evlenebilecek, General ve Fransız mutlu olunca Polina da mutlu olacaktır. Ama işler hiç de düşünüldüğü gibi yürümez. Dostoyevski hayatı ve eserleri üzerinde sayısız analiz yapılmış ve edebiyata uzak insanlar için bile en azından ismi bilinen roman karakterleri yaratmış, (örneğin; Raskolnikov) birbirinden eşsiz eserlere imza atmış biridir. İnsanların en karanlık yanlarını bilmesi kadar bunları aktarma şekli de onu özel yapar. Zaten hayatı nedeniyle edindiği ruh hali olmasa biz bu eserleri asla okuyamayacaktık. Daha önce hiç okumadıysanız bir Dostoyevki eserinden mesela, Kumarbazdan başlayın. Bunu okuyan varsa, diğer Dostoyevski eserlerine göz atsın. Haydi.. Hayatı ve kendinizi anlamanın en kolay yolunu keşfedin..Kitap okuyun…
Edebiyat
KumarbazFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202588,5bin okunma
·1 alıntı·
274 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.