·168 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Aralık 2022 15:33 "Onun iki masalı vardı. Biri kendisinindi ve başka kimse bilmezdi. Ötekini ise dedesi anlatmıştı ona. Sonra ikisi de yok olup gitti."
Kitap yedi sekiz yaşlarında küçük bir çocuğun etrafında geçiyor. Kitap boyunca ismini öğrenemiyoruz çocuğun. İsimsiz, anne ve babası tarafından terk edilmiş, dedesi ile yaşayan bir çocuk. Hayatta en büyük desteği ve koruyucusu dedesi. Üvey ninesi tarafından aşağılanmaya, hakaretlere maruz kalır ve neredeyse her gün çocukları olmayan Orozkul eniştesinin Bekey teyzesini dövmesine şahit olur çocuk. Bu kadar travma etkisi yaratacak olaylar içinde o sadece dedesinin anlattığı hikâyelerle mutlu olur ve bu hikâyeleri de sadece yine dedesinin ona aldığı okul çantasına anlatır. Çantası ve dürbünü onun en yakın arkadaşıdır. Sık sık onunla Karavul dağının tepesine çıkar Isık-Göl'ünün masmavi sularında, bacaları tüten, uzun, beyaz gemiye bakıp hayal kurar çocuğumuz. Babasının bu beyaz gemide çalıştığını bir yerlerden duymuştur ve bir gün onun yanına vücudu balık, kafası insan olarak gidebilmektir en büyük hayali. Bir gün çok hastayken bu hayalini gerçekleştirir çocuk kahramanımız. Isık-Göl'ünün soğuk sularına balık olacağım diye bırakır kendini.
Bu kitabı ikinci okuyuşum. Her okuduğumda sanırım aynı etkiyi hissedeceğim üzerimde. Daha doğar doğmaz sırtlanmış bütün yükleri, koskoca dünya da onun seven sadece dedesi var. Hayat bir hayli zor onun için. Bu kadar sıkıntı içerisinde asla merhametini kaybetmiyor. Teyzesi ve eniştesinin bir bebeği olması için dua ediyor, ormandaki ağaçlar için "ormanda gezer, korkmasınlar diye herbirini okşardım." diyor. Merhametinin yanında çocuksu saflığı da var kendisinin bir balık olabileceğine inanıyor. Gerçekten güzel bir roman. Bu kitabı ve Cengiz Aytmatov'un diğer kitaplarını bence herkes okumalı.