Öncelikle biraz yazarımız hakkında yazmak istiyorum:
(1889-1956) İstanbul’da doğmuş, Edebiyat Fakültesi’ni bitirmiş, liselerde öğretmenlik ve müdürlükler, Millî Eğitim Müfettişliği, Paris Kültür Ataşeliği yapmış, UNESCO’da ülkemizi temsil etmiştir. Romanları, hikâyeleri, tiyatroları yanında çeşitli çevirileri de vardır.
Eser, -adından da anlaşıldığı gibi- yazarın Anadolu’ya olan gezileri boyunca ilgisini çeken olaylar veya durumlar karşısında kağıtlara tuttuğu küçük notlardan oluşmuştur. Bunları yapmaya başladığı zaman bunlardan bir kitap oluşturmak gibi bir kaygısı yokmuş. Fakat bu gezilerden döndüğünde -birkaçını kaybetmiş bile olsa- elinde bir sürü not biriktiğini görmüş ve bunları atmaya kıyamamış. Bu yüzden bu notları editleyip bir kitap haline getirmiş. Eser hakkında söylenecek şeyler bu kadar. Bundan gerisini okuyup görün. :) Gelelim beğenip beğenmediğime ve tavsiye edip etmeyeceğime. :) Yani, yazıldığı vakit için güzel bir gezi yazısı niteliği taşıyabilir ama benim bu tip eski eserlerde hep şikayetçi olduğum konuyu bilirsiniz: artık kullanılmayan eski sözcükler… :/ Bu yüzden eseri -günümüz şartlarında- pek beğendiğim söylenemez. Eski sözcükler konusundan benimle hemfikir olanlara da tavsiye etmem. :)