Reading Zindanı Baladı
10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2022 36. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2022 10:19
Oscar Wilde'ın -tek romanı Dorian Gray'in Portresi'nin kanıt gösterilerek, eşcinsellik suçundan dolayı- iki yıl hapse mahkum edildiği Reading Zindanı'nda yazdığı bu uzun baladı okurken idam mahkumu Charles Thomas Wooldridge'in bir nevi ömrünün son üç haftasına tanıklık ediyoruz. Şimdiden söylemeliyim ki kitaptan çok fazla içerikle karşılaşacaksınız. Charles, karısı Laura Ellen Glendell ile evliliklerinin ikinci yılının sonunda anlaşamamaya başladı ve Ellen evlilik öncesindeki soyadını tekrar kullanmaya başlayınca Charles şiddete başvurdu. Ellen bir daha Charles ile konuşmak istemedi ve Ellen'in başka biriyle ilişki yaşadığı dedikodusu ortaya çıkınca Charles, Ellen'i buluşmaya çağırdı. Ellen gelmeyince Charles onun yaşadığı yere gitti ve ikilinin tartışması Ellen'in -Charles tarafından- boğazının, canice, usturuyla kesilmesiyle son buldu. İdama mahkum edilen Charles'ın son üç haftasını geçirmesi için Reading Zindanı uygun görüldü ve ne kadar şanslıyız ki Oscar Wilde da orada hapis hayatı sürüyordu. Şanslıyız çünkü çoğumuzun aşina olduğu şu müthiş dizeler bu sayede yazıldı: “Oysa herkes öldürür sevdiğini, Bunu böyle bilin, Kimi hazin bir bakışla öldürür, Kimi latif bir sözle, Korkaklar öperek öldürür, Yürekliler kılıç darbeleriyle!” Wilde buradaki “kılıç darbeleriyle” kısmı ile Charles'ın usturasını kastediyor olabilir mi? Charles'ı yürekli olarak tanımlıyor belki de. Duyduğum çok hoş bir söz var bu konuyla alakalı. “Her büyük kitap, okuyucuya büyük sorular sordurur.” Wilde, “kılıç darbeleriyle” öldüren herkesin yaptığı işin yürek gerektireceğini mi kastediyor? Keserek öldürmenin diğer cinayetlerden daha zor olduğunu mu ortaya atıyor? Hoş şeylere atfedilen yüreği neden bir cinayet türüne layık görüyor? Narsist kişiliği ile de bilinen Wilde, kendini üstün görmeye hakkı olan nadir insanlardan biri sanırım. Sadece bir dizeyle insan aklının, kimse ışık tutmasa göremeyeceği odalarına sokuyor okuru. Ve ben o odalarda kayboldum hissine kapılırken Wilde, aklımı başımdan alıyor adeta. “Merhametlisi bıçağını savurur, Çünkü böyle ölen çabuk soğur.” Sorduğum sorular üstüne bu dizelere maruz kalınca ne düşüneceğimi şaşırıyorum. Şimdi de “keseni” merhametli olarak çıkarıyor karşıma. Düşüncelerim çorba olmuşken Wilde bir nokta koyuyor, ama ne nokta. “Çünkü herkes öldürür sevdiğini, Ama herkes öldürdü diye ölmez.” Satırlara kilitlenip kalmışken sevdiğini öldürdüğü için ölecek olan bir adamın şiirini yazdığını hatırlıyorum Wilde'ın. Ve ben o ölmeyenlerin kimler olduklarını merak ederken acaba benim onların kim olduğunu sormamı mı bekliyor diye düşünüyorum. Acaba büyük bir soru daha mı çıkarmam gerekiyor? Bu olağanüstü zeki adam, bana burada bile büyük bir soru sorduruyor aslında. Çevirmen Fatih Demirci'ye bu kitabı okuyan her okurun minnet duyması gerekiyor. Söylemeden geçemezdim. Yabancı dilden bir şiir çevirip üst düzey bir kafiye düzeni oluşturmak ve bunu yaparken her kelimenin doğru karşılığını kullanmak kolay bir iş değildir sanırsam. Çevirmen sadece çevirmiyor yani, bir şiir yazıyor ve bunu bir metne bağlı kalarak yapıyor — ve de sayfalarca… Kitapta kullanılan tarihî motifler bilen kişiler için çok anlamlı gelmiştir, eminim. Usta kalem; İsa, Habil-Kabil kasıtları ve Aziz Dismas(Tövbekar Hırsız)'a yaptığı nazireler (Bence Aziz Dismas'ı kastediyordu. Çünkü İsa'nın “hırsızı cennete götüren” olduğundan bahsediyordu. Aziz Dismas, Hristiyanlık inancında İsa ile çarmıha gerilecek iki kişiden biridir -öbürü Gestas'tır nam-ı diğer Günahkar Hırsız- ve çarmıha gerilmeden önce İsa ona tebliğde bulunmuştur. İsa'ya inanmıştır ve İsa ona demiştir ki “Bana eşlik edeceksin, cennette.”. Gestas'ın neden Günahkar Hırsız olarak anıldığını tahmin etmek zor olmamalı. Kendisi İsa'ya inanmamıştır.) ile okuru edebî doyumun yanında tarihî doyuma da ulaştırıyor. Daha önceden Oscar Wilde okuyan okurlar da katılacaklardır ki Wilde eserlerinde Hristiyan motifleri kullanmayı çok sever, bir Hristiyan olmamasına rağmen. “Bu adam öldürmüştü sevdiğini, Ve bu yüzden de ölecekti.” (…) “Bu adam sevdiğini öldürmüştü, Ve bu yüzden de ölmüştü.” Genellemelerden uzak durmalıyım. Wilde bana herkesin sevdiğini öldürdüğünü ama herkesin öldürdü diye ölmediğini de söyledi. Ya adam aslında genelleme yapmış. Kafam karışıyor bu adam ne yapıyor böyle??!? Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar kitabında “O kadar akıllıyım ki bazen söylediklerimin tek kelimesini bile anlamıyorum" demişti. Biliyor musun Wilde, ben de… Belki de lafını dinlediğim, öğüt aldığım kişiye körü körüne bağlanmamamı, onun çelişkilerini görüp ondan kendime pay çıkarmamı, ders almamı ve bunu yapabilirsem üstün insan olabileceğimi göstermek istiyordur bana. Söylesene, öyle mi Oscar Wilde? Aa bakın, bir soru daha!
Edebiyat
Reading Zindanı BaladıOscar Wilde · Can Yayınları · 20225,3bin okunma
··
1 +1'leme
·
133 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bence Wilde "Ama herkes öldürdü diye ölmez" diyerek bir zamanlar içinde bulunduğu üst tabakaya sitem ediyordu. Sosyete bir zamanlar Wilde'ı sevmişti ama onu yüzüstü bırakan ve bir nevi öldüren yine sosye idi. Hem de iki kere. İlkinde hapse düşmesine izin vermiş ikincisinde ise onu yeniden aralarına almamışlardı. İkisi de çabuk olmamıştı. Wilde öldükten sonra yaşadı ve belki de ölmesinin daha merhametli olacağını düşünüyordu. Ya da ben saçmalamaya başlamışımdır. Bilemiyorum ama burada açıkça bir sitem görüyorum.