Hepimiz öyle ya da böyle şöyle cümlelerle karşılaşmışızdır. Bir toplu iğnenin bile tasarlayıcısı varken evrenin bir yapıcısı nasıl olmaz? Bir binayı inşa eden olduğu gibi canlı varlıkların da bir tasarlayanı vardır , gibi.
Bunlara tasarım argümanları denir kısaca ve William Paley'in saat benzetmesi ile ünlenmiştir felsefede. Ama David Hume bu argümanın mantıksızlığını, veya yetersizliğini bu kitaba eklenmiş olan "Doğal Din Üstüne Söyleşiler" adlı kısmında göstermiş ve felsefe tarihine gömmüştür. Bu argümanın hala hortlayıp hortlayıp karşımıza konmasının sebebi argümanın mantıklı olmaktan çok içgüdüsel olarak doğruymuş gibi gelmesidir denilebilir. Ama canlı varlıklardaki karmaşık tasarım görüntüsünün nasıl açıklanması gerektiğine dair bir kuram ortaya atamamıştır Hume, sadece var olan sözde kuramı yerinden etmiştir ama yerine bir şey koyamamıştır. Hume'un açtığı bu boşluğu dolduran kişi Darwin olmuştur.
Bu kitap teleolojik argümanlar meselesine yeni yeni adım atmış herkesin okuması gereken bir klasiktir.
Bu tartışmaların tiyatral bir şekilde işlendiği, Hume ve Darwin'in karşı karşıya gelip Paley'in dedikodusunu yaptıkları eğlenceli ve entelektüel bir video izlemek isterseniz eğer tıklayın:
HUME & DARWİN, Mükemmel bir Akıllı Tasarım Macerası
youtu.be/UpJkyBm1_7o
(Bu videoda Doğal Din Üstüne Söyleşilerdeki Cleanthes ve Philo'nun konuşmalarını da bulacaksınız.)
Kitabın ilk kısmı Hume'un dini absürde indirgercesine saçma bir şekilde savunuyor gibi gözükmesi sizi yanıltmasın. Hepsi birer ironi. Savunurken kendi kendisinin saçma olduğunu bariz bir şekilde gösteren argümanlardan oluşuyor.
İyi okumalar.