Puan vermedi·320 syf.····Okunma: 19 Aralık 2022 17:40 Fadiş benim Gülten Dayıoğlu ile tanışma kitabım olabilir. Net hatırlayamadım bir türlü. Ölümsüz Ece mi yoksa Fadiş mi diye düşündüm durdum. Ölümsüz Ece benim için çok özel bir yerde olduğu için sanki oymuş gibi geliyor ama bir yandan da sanki ilk Fadiş'i okuduğumu hatırlıyorum. Öyle ya da böyle Gülten Dayıoğlu ben 5. sınıftayken hayatıma girmiş oldu. Benim için bir dönüm noktasıdır. Tüm kitaplarını diyemem ama bulduğum her kitabını okudum. Bunlardan biri de Yeşil Kiraz. Onun yeri bambaşkadır bende. İlk kez çocuk kafamda hiç aklıma hayalime gelmez şeyler canlanmış, çok şaşırmıştım. O kadar çok şey var ki. Anlatabileceğimi şu an düşünmüyorum ama Yeşil Kiraz'ı ilk fırsatta okuyacağım orada belki aktarabilirim, o küçük ama bende etkisi büyük meseleyi...
Fadiş'i okuduğum zaman çocuk kitapları diye bir olaydan çıktığımı anladım. Daha doğrusu çocuklar için yazılan her şeyin cicili bicili olmadığını. Bugün bile zorlanarak okudum, çocuk yüreğim nasıl kaldırmış hayret. Hep düşündüğüm bir şeydir, çocuk seren kesinlikle daha güçlüydü. Daha akıllı. Bilgiç. Fadiş'in başına gelenlere başka türlü tahammül etmiş olamam. Yok bir taciz yok, annesi babası da yaşıyor. Bir hastalığı da yok Fadiş'in. Ama işte hayat bunlardan ibaret değilki. Aklıma neler geldi neler. Bu kitabı okumadan önce bende 'bana' yabancı diyebileceğim bir yerde bir yaz geçirdim. O yaz karşı köyde başıma gelen en küçük ayrıntı bile kafamdadır. Sırf şort giyebilmek için dayımın evden çıkmasını beklediğim, sonra bacağımı paslı çiviyle nasıl aceleden yaraladığım da, gece yarısı gasilhaneye girip yaptıklarım da, aklıma korkunç şeyler geldiği için yerimden kıpırdayamadığım, sabahı zor ettiğim geceler de. Yoo kimse bana kış bile demedi. Fadiş gibi lokmalarımı saymadı asla. Ama işte. O zaman zor gelmişti.
Çok güzel kitaptır.