Çirkin Aşk
“Bir kalbin bütün dünyanın ağırlığını taşıyabileceğini bilmezdim.”
Aşkın çirkin yüzünü görmüş bi adamın hikayesini Tate’nin bakış açısından onu çözmeye çalışmasını okuyoruz.Tate ve Miles ilk görüşte birbirlerinden etkilenmiş aralarında bi çekim oluşuyor ama Miles bi ilişki istemiyor ve ortaya aşkın yüzleri çıkıyor…
Tate tam bi sabrın umudun sembolüydü benim için aşkı için savaştı sabretti gururu kırılsada yinede Miles’i hiç bırakmadı .Miles yaralı bi karekter bunu kitabın ilk başlarında anlıyorsunuz.Kitap Miles’in geçmişi ve Tate’nin bakış açısıyla günümüz olarak devam ediyor.Bu durumu yazar çok iyi harmanlamış çünkü içimden noldu geçmişte ne oldu acaba diye sorup durdum.Ahhh Miles Archer ahhhhh sana bu kadar kızmışken kitabın son sayfalarında nasıl kalbimde büyük bi hüzün bıraktın çünkü çektiği acı tarif edilemezdi. Kitap yarısına kadar standart bi aşk hikayesiyken sonlara doğru nasıl böyle büyük bi acı barındırdı anlayamadım tahmin edemedim bu da beni kalbimden vurdu.Rachel ile olan yüzleşmesi ise çok iyiydi.Kitabın kapağının okumayı bitirince ne kadar uyumlu olduğunu da anlamış oluyorsunuz. Yetişkin okurlar için büyük tavsiyemdir . Colleen Hoover yapmış yine yapacağını!
“Aşkın çirkin ve güzel yanları arasındaki fark güzel yanın çok daha hafif olmasıydı.İnsana süzülüyormuş gibi hissettiriyordu kendini.Sizi havaya kaldırıyordu.Taşıyordu.Sizi kötü şeylerin o kadar tepesinde tutuyor ki aşağı bakıp vay canına burada olduğuma çok mutluyum diye düşünüyorsunuz.Oysa aşkın çirkin yanları sizi havaya kaldırmıyor. Sizi yere seriyor.Çirkin aşk oluveriyorsunuz.
….