3/10
·336 syf.··
2022 81. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2022 11:47
Kitap bizi 2073 yılı İstanbul'una götürüyor. Bütün şehri yıkıp yerine birbirinin aynı gökdelenler dikmek isteyen bir adam ve onun isteklerini yerine getirirken kendini sorgulayan ama yine de "zamanın şartlarına" uyan avukatı ekseninde kurgulanıyor hikaye. Gökdelen'in burada bir metafor olarak kullanıldığını düşünüyorum. Teknoloji ve gelişmişlik uğruna ekolojinin, tarihi dokunun maneviyatın, insanı insan yapan duyguların nasıl yavaşça yok edildiği anlatılmak istenmiş. Makineleşmenin insanı değersizleştirdiği üzerinde durulmuş. Hukukun özelleştirilmesi konusu var bi de tüm kitap boyunca. 'Hukuk özelleşirse ne olur'un cevabını görüyoruz kurgu içerisinde. Aslında bir çok önemli konu işlenmiş. Bi tür eleştiri kitabı gibi de görebiliriz " Gökdelen"i. Ama kitap boyunca kendime şunu sordum: Roman nedir? Edebiyat nedir? Bu kitabı neden okuyorum :( Verilmek istenen mesajlarla boğulan kurgulara roman gözüyle bakamıyorum. Edebiyat heba okup gidiyor arada. Tahsin Yücel okumayı sevdiğimi düşünüyordum ama bu aşırı mesaj kaygısı ve öz Türkçe yazma çabası yüzünden soğuduğumu hissediyorum. Neredeyse hiç kullanmadığımız kelimeleri sırf öz Türkçe diye kullanmak Edebiyat ruhunu bana göre aşırı zedeliyor. Çok çok zorlandığım bi okuma oldu benim için. Distopya sevmediğimi de eklemem gerek galiba.
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20201,207 okunma
·
212 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İyi de bu kitap türünün adı distopya yani edebi bir özellik aramak pek de mantıklı değil açıkçası hem her kitabın aynı olmasını istiyor gibi gösteriyor bu inceleme sizi, nasıl ki her film aynı değil kitaplar da değildir. Asla kitaba yakışmayan bir inceleme