Kitap çok güzeldi. Okurken Göksel'in Kıskanıyorum şarkısını hatırlattı bana. Kısa olmasına rağmen karakter çok güzel işlenmiş ve anlatılmıştı.
30' larında dul bir kadının ve 20' li yaşlarda bir erkeğin aşkını anlatıyor. Kadın karakterin iç dünyası, terk edilme, yargılanma korkusu, kıskançlık gibi duyguların insanı nasıl delirttiği ve güzel bir aşkı nasıl berbat ettiği çok güzel anlatılmış.
Sevgide kıskançlık önemli fakat fazla olduğunda tehlikeli ve aşkı öldüren bir şey olduğu göz önüne serilmiş. Aslında erkeğin kadını sevmesi ve aldatmaması ama kadının olaylara kendi bakış açısından ve kendi iç dünyasındaki duygular çerçevesinden bakıp olayları farklı yorumlaması ve sonunda korktuğu şeylerin kendi yüzünden başına gelmesi... Aslında hayatta bazı kişilere bazı olaylara karşı biz de böyleyiz olaylara at gözlüğüyle bakıyoruz kendi iç dünyamıza o kadar dalıyoruz ki olayları çarpıtıyoruz düşündüğümüz gibi olduğunu sanıyoruz ve böylelikle istemediğimiz şeyleri kendi elimizle ayağımıza getirmiş oluyoruz. Bence kadın karakterin yaşadığı da tam olarak bu kendi iç dünyasında yaşadığı için aşkı düzgün yorumlayamıyor korkuları yapmak istediklerinin önüne geçiyor ve hayatını ızdırapa çeviriyor sonra da aslında bunlar kendi yüzünden değilmiş gibi erkek karakterin aşkını sorguluyor.
(Spoiler)
Sonundaysa aşkı yorumlaması, iç dünyası onu deliye çeviriyor ve kıskançlıktan gözü dönüp çok sevdiği kişiyi öldürmesine neden oluyor.
Son olarak kitaptan bir alıntı bırakmak istiyorum;
"Anlıyor musun, kıskanıyorum. Bir deli gibi, bir çılgın gibi kıskanıyorum. Bu gözleri, beni deli eden, çıldırtan bu güzel gözleri, bu siyah gözleri kıskanıyorum. Onlarda bir başka hissin, bir başka hayalin gölgelerini görmek istemem. Onlarda yalnız ben yaşamak, yalnız ben ölmek isterim..." (s. 64)
Cemil SüleymanSiyah Gözler